Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Prag: Muhteşem 2 Gün

Sizlere 2 gün süren ve Münih’ ten yola çıkarak gerçekleştirdiğim muhteşem Prag tatilimden kısaca bahsetmek istiyorum.  Cumartesi sabahı 7:50’de arkadaşım ve ben,  Münih – Ana Tren İstasyonu (Hauptbahnhof) önündeki bir otobüs durağından Deutche Bahn’a ait ve 4 saat 45 dakika süren bir otobüs yolculuğuyla Prag – Hlavni Nadrazi İstasyonu’na vardık. Burada Turist Information’dan şehir haritasını  ve ulaşım için hangi biletin gerekli olduğunu öğrenip bileti almak üzere içeride biraz dolandık.

Unutmadan belirtmeliyim ki oraya gittiğinizde yanınızda nakit Euro olmasından çok, bir bankamatik kartınızda para olmasını (tabi eğer bankanız Unicredit üyesi ise) ve istasyon içerisindeki Unicredit ATM’sinden paranızı çekmenizi tavsiye ederim. Hem komisyon ödemeden paranızı almış olursunuz, hem de Prag’da bazı yerlerde sadece Çek Koruna’ sı geçmesi sebebiyle sıkıntı yaşamamış olursunuz. Özellikle toplu taşıma biletlerinde sadece Koruna geçmekte.( 1 Koruna’nın yaklaşık 4 Cent olduğunu belirtmek isterim.) Bilet fiyatları;

30 dk = 24 Koruna

90 dk = 32 Koruna

1 gün = 110 Koruna

3 gün = 310 Koruna

Prag şehri kendi içerisinde 1’den başlayarak numaralandırılmış ve bölümlere ayrılmıştır ancak sizin için önemli olduğunu düşündüklerim Prag 1 ve Prag 2’ dir. Kaldığımız otel 2.bölgede, Narodni Müzesi’nin çok yakınlarındaydı. Tunich Residence Hotel’i size tavsiye etmek isterim çünkü çok büyük bir oda, bir antre ve bu antre köşesinde bir mutfak ve ayrıca ferah bir banyosu vardı.  2 kişilik odaya 1 gecelik toplam 55 euro ödedik ve merkeze, Muzeum Metro Durağı’na yakın olması, sessizliği ve temizliğiyle bu fiyatı hak eden bir oteldi.

Otel odasına eşyalarımızı bıraktıktan sonra Prag’da ki turumuza Narodni Müzesi’ni gezerek başladık. Daha sonra müzenin önünde uzanan, çok geniş ve birçok mağaza ve hediyelik eşya dükkanının olduğu, arabaların girmediği Vaclavske Namesti caddesinde biraz vakit geçirdik.

Caddenin sonuna ulaştığımızda sırasıyla Havelska, Michalska ve Karlova caddelerini takip ederek Charles Köprüsüne (Karluv Most) ulaştık. Old Town ve Mala Strana’ yı birbirine bağlayan meşhur köprünün üstünde resim çizen, takı yapan sokak sanatçılarını göreceksiniz. Köprünün her iki tarafında kuleler mevcut ve Old Town tarafında ki kuleye çıkabiliyorsunuz.  Ve tabi ki Vltava Nehri’ nin güzelliğini izleyebilir bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Ayrıca köprüde adım başı ilginç heykellere rastlayabilirsiniz. Vltava Nehri’nden bahsedecek olursak kenarında bulunan tatlı küçük kafeler, restorantlar bulabilirsiniz. Biz akşamüstü bu kafelerden birine oturmayı tercih ettik ve güzel içkilerini tadıp etrafı izledik. Ayrıca nehirde gezmek için deniz bisikleti kiralayabilir veya tekne turlarına katılabilirsiniz.

(Charles Köprüsü)                                                           (Oturduğumuz kafeden çektiğim bir fotoğraf)

 

Akşam olunca, tavsiyelerimin  başında gelen Old Town Meydanı’ndaki Astronomik Saat Kulesi’ni görmeye gittik. Karşısındaki kafelerden birine oturup her saat başı gerçekleşen Saat Kulesinin mükemmel gösterisini izlemelisiniz. Aslında gösteriden ziyade bence kulenin büyüleyici güzelliği insanı etkiliyor. Turistlerin de fazlasıyla ilgisini çektiğini, hayatımın en kalabalık turist kafilesini görerek anlamış bulundum. Ayrıca bu saat, dünyada 3 tane bulunan astronomik saatlerden biridir ve günümüzde hala çalışabilen tek astronomik saattir.

Daha sonra saat kulesinin sağ tafarına doğru ilerlediğimizde etrafı çok güzel ışıklandırılmıs yapılarla çevrili olan bir meydana ulaştık ve fotoğraf çektik. Herhalde gündüz gitmiş olsaydık bu kadar etkilenmezdik, bu sebeple akşam gitmenizi tavsiye ederim. Kısa bir bilgi olarak, saat kulesinin hemen önündeki italyan restorantların birinde harika bir yemek yedik ve lezzetli Çek biralarından içtik. Yemeğin sonunda yediğimiz tiramisu inanılmazdı. Gece olunca daha önce bahsettiğimiz geniş Vaclavske Namesti caddesine geri döndük ve eğlenebileceğimiz mekanlar aradık. Önce birkaç casinoya gittik, özellikle bir tanesinde bulunan canlı blackjack ve rulet masaları denemek isteyenlerin ilgisini çekebilir. Çünkü birçok Avrupa ülkesinde daha önce gittiğim casinolarda yalnızca makinalarda rulet ve blackjack oynanabiliyordu. Masalar en az 100 Koruna ile oturabilmek de iyi bir fırsat. Daha sonrasın da Mustek metro çıkışında bulunan bir caz bara oturduk ve gerçekten çok başarılı grupların performanslarını dinledik. Caz türünden hoşlanıyorsanız Prag’da bu konuda gayet başarılı gruplar ve mekanlar bulunmakta. Ayrıca Çeklerin milli içkisi Becherovka’yı heryerde kolayca bulabilirsiniz. Bitkisel aromalı bir likördür ve gayet uygun bir fiyatla satılmakta’dır.

İkinci gün saat 17’ye kadar vaktimiz olduğundan hızlıca gezinmek zorundaydık. Bu yüzden güne erkenden başladık ve nehrin öteki tarafına yani New Town’a gittik. Burada tepedeki Prag Kalesi’ne ulaşmak istiyorduk. Bu amaçla yürürken yol üzerinde bir saraya rastladık. Meğerse bu ünlü Wallenstein Sarayı’ymış. Sarayın bir bölümü bügun Çek Cumhuriyeti Senatosu binası olarak kullanılıyormuş.

Sarayın içinde 4 adet mekânı ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz. Biz mükemmel bahçesini gezmeyi tercih ettik. Birbirine geçmeli 3 farklı yerden oluşan bahçenin ilk bölümünde gri ve ilginç taşlardan oluşan bir duvar var. Başkalaşım geçirmiş kayalara benzeyen bu taşların altında rengârenk çiçekler dikilmiş.

 

Bahçenin ikinci bölümünde yeşil bitkilerle simetrik biçimde yapılmış çitlerden oluşan ve içinde 10’dan fazla heykelin yer aldığı bölüm bulunmakta. Buradan devam ettiğinizde sonunda büyük bir havuzun olduğu son kısım yer alıyor. Yolumuza devam etmek için saraydan ayrıldık ve Prag Kalesi’ne giden dik bir yolu ve merdivenleri aştık.

 

 

 

Pek vaktimiz kalmadığı için kaleyi çok fazla gezmek istemedik. Tırmanışın sonunda, kaleye gitmeden önce belkide Prag manzarasını en iyi yakalayabileceğiniz bir yere ulaşabilirsiniz. Buradan bütün şehri görebilir ve tarihi mimariyi bir bütün olarak yakalayabilirsiniz.

 

Prag Kalesi çok büyük ve ihtişamlıydı, kalenin kapısından nöbet tutan askerlerin yanından içeri girdik ve kale turlarının başladığı meydanda etrafa bakındık. Turlara katılmadık ancak, 5-6 farklı tur mevcuttu bunlardan bazıları kalenin içindeki özel yerleri bazıları da kalenin kulelerine olan turları kapsıyordu.

 

 

Günün sonunda, başladığımız yere yani  Prag – Hlavni Nadrazi İstasyonu’na gittik ve otobüsümüze binerek Münih’e geri dönmek üzere yola çıktık. Eğer bir gün Prag’a giderseniz gerek mimarisinden, gerek yiyecek ve içeceklerinden, gerekse eğlence hayatından etkileneceğinizi  garanti ederim.

 

 

 

 

Ayça Müge Boyoğlu

Sabah kahvesi gibi hisseden biri yalnızca....

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...