Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#SanVicentedelMonte: İspanya’da gençlik kampı

Bu yıl ağustos ayında ilk yurtdışı gezimi gerçekleştirmiş oldum ve gezi kelimenin tam anlamıyla müthişti. Öncelikle arkadaşımla yurtdışı çalışma kamplarına bakalım dedik ve İspanya’da San Vicente del Monte (Cantabria) diye anılan bir yerde karar kıldık. İşimiz çevre düzenlemeydi dağdaki çimleri kesmek, panoları boyamak vs… Tabi Münich aktarması sırasında uçağı kaçırınca ( freeshopta içki almak için koştururken) Münich’i gezmeden de olmaz dedik. İspanya’ya gece 3’te varmış olduk ve harika geçen 15 güne ilk adımı attık.

İlk olarak Cantabria ve ‘güzel köyümüzden’ bahsedeyim. Aslında daha çok tatil köyü gibi olan bu yerde atlar, inekler ve öküzlerle karşılaşmanız pek olası. Tabi Avrupa’nın köyü de bir başka olduğu için herkes villada oturuyor ve jeeplere sahip o ayrı :)

Tüm senenin yorgunluğunu atmak için harika bir yer San Vicente Del Monte; insanlar çok sevecen ve sıcakkanlı ( belki kan çekmiştir ah biz akdeniz ülkeleri) Manzaraya ise diyecek bir şey yok;  bir yandan uçsuz bucaksız ormanlarda hiking yapabilir eğer araba bulabilirseniz kısa mesafelerdeki şelalalelere, ırmaklara hatta Santander ki okyanusa gidebilirsiniz. Ayrıca kano ve dalış ekipmanlarını da kolayca temin edebiliyorsunuz. Ayrıca bir çok tarihi esere de sahip bu güzel yer. Örneğin tarih kitaplarından hatırlayabilirsiniz ilk boğa resminin çizildiği ALTAMİRA denilen mağara buraya çok yakın, ancak mağaranın zarar görmemesi için sadece devlet başkanlarının girişine izin var; biz gezginler için birebir kopyası  yapılmış.

Aynı gün bizi bir sürpriz  daha bekliyordu : El Saplao mağarasına gidicektik. Cantabria nın batı kısmında yer alan bu yerin dünyada bir benzeri sadece İngiltere’de var. 20. yüzyılda madenciler tarafından geçit açmaya çalışılırken keşfedilmiş ve ilk anda içeride biriken yoğun hava  kütlesi dışarıya hızla çıkmış. Bu yüzden saplao yani breathe nefes diye anılıyor. Burası birkaç ilginç oluşuma daha sahip. Bazı mineraller öyle bir birleşmiş ki sanki korku filminin içindeymiş gibi hissediyorsunuz.  Madencilerimiz de onları hayalet sanarak kaçmışlar önce. Burası büyük bir titizlikle korunuyor ve fotoğraf çekmek, yüksek sesle konuşmak, sarkıt ve dikitlere dokunmak yasak .

Şimdi de su ile maceralarımızdan bahsetmek istiyorum. Santander’e geldiğimiz gün meğerse oranın kurtuluş günüymüş. Bu yüzden bir şölen havaları resmi geçitler at sırtında şövalyeler.. Bir de biz Türkleri milliyetçilikle suçlarlar :)

Önce tek başıma bisiklet turu yapmak istedim burada bisikletler 1-2 saat için bedava kredi kartınızı kullanıyorsunuz ve bisikleti iade ettiğinizde para yeniden yükleniyor  ayrıca bisiklet yolları da var yani her şey elverişli.  Bu küçük kaçamaktan sonra gruba uyup düştük Santander’de okyanus yollarına. Su tek kelimeyle muazzamdı.  Sonra bizimkiler tutturdu kanoya binelim yarış düzenleyelim diye ben ilk kez kullanacak biri olarak  hayli cahil kaldım; kendi etrafımda döndüm durdum ama sonra alıştım. Daha sonra diğer plaja gittik pikniğimizi yaptık ve botla yine kayalıklara açıldık. Ah keşke su geçirmez fotoğraf makinem olsaydı da dipteki güzelliği size gösterebilseydim. Yine başka günler de ırmağa gittik ama su ancak dizlerimize geliyordu yine de İspanya’ya gelmişken ırmağa girmemek olmaz deyip atladık. Başka bir gün şelaleye gittik ve bu benim için unutulmaz deneyimlerden biriydi. Su buz gibiydi; ben ısrarla girmek istemedim ama şakacı İspanyol arkadaşlarım beni ıslattılar ve ben de düştüm yollara. Şelalelenin üstünden tırmandık büyük bir kaya bulup atladık. Kısacası çocuklar gibi şendik o gün :)

Akşamları köyümüzde oyunlar oynadık, korku filmi senaryoları düzenledik, gitar çaldık köydeki tatlı teyzelerle arkadaş olduk hatta ayrılmadan önceki gün ziyafet düzenledik herkes kendi yemeklerini paylaştı. Biz de en kolaylarından börek- ayran -havuç salatası -cacık ve elbette menemen yaptık. Türk yemeklerine bayıldıklarını söylemeliyim  onlarda kendilerine özel içkiler yaptılar (bira bile sadece 40-50 cent ) . Şarapla kolayı karıştırdılar ya da sangria denilen içinde küp küp meyvelerin olduğu hafif bir kokteyl hazırladılar.

Bir İspanya faslı daha böyle kapandı ama arkadaşlarımla hala iletişim halindeyiz Türkiye’ye gelmeyi çok istiyorlar hatta biri geldi bile.  Bir Madrid, Barcelona değildir belki ama dinlenmek ve sporla iç içe olmak için San Vicen del Monte’yi tavsiye edebilirim. Ancak gelirken yanınıza sivrisinek kremi ve koruyucu sprey almayı unutmayın sonra başınız derde girebilir :) ve bol bol alışveriş yapın, fotoğraf çekin.

 

Buse Gizem Danış

 

Gezmeyi ve keşfetmeyi seven birkaç arkadaş bir araya geldik sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz. Bekleyin bizi; gezip gezip yazacağız...

Leave a Comment

Comments (2)

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...