Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Toulouse: Geceleri nefes alır gündüzleri verir

Fransa nedir gözümüzde ? Peynir mi, şarap mı, güzel ve şık giyimli kadınlar mı yoksa tarihi dokusu, Eyfel Kulesi, şarap içmekten pembeleşmiş suratlı yaşlıları mı, horoz gibi dikbaşlı, inatçılıkları mı ?
Biri hepsi için, hepsi de biri için aslında değil mi ? Bir bütün..Toulouse ise alışılagelmişin dışında bir şehir Fransa için geceleri ışıldayan, nüfusunun yarısından fazlasını genç nüfusun oluşturduğu, tarihle teknolojinin birlikte hüküm sürdüğü, Akdeniz’e daha yakın olmasıyla sebebiyle içinde kuzeye göre daha sıcakkanlı insanları barındıran, şehrin havasını yumuşatan nehri, insanları ve üniversiteleriyle Eskişehir’i de andıran,hayat dolu bir kent…

Toulouse kenti diğer Fransız ve Avrupa kentlerindeki gibi eski şehir ve yeni şehir (banliyöler) şeklinde ikiye ayrılmış durumda. Elbette ne yapıyoruz ? Kangren olmuş yeni şehir sınırlarını sadece ulaşım amaçlı (mevzu bahis Toulouse-Blagnac Havaalanı) kullanıp hayati faaliyetlerini devam ettiren eski şehre yöneliyoruz. SCNF yani tren yoluyla geldiysek zaten kent merkezine çok yakın bir lokalizasyondan (Matabiau Garından) maceraya başlayabiliriz. Eski şehrin içinde vaktiniz varsa her yere yürüyebilirsiniz, elbette hava güzelse çünkü ben ağustos başları gitmeme rağmen 1-2 gün yaz yağmurlarına yakalandım yani işinizi şansa bırakmayıp yanınıza kalın bir şeyler de alın mutlaka.

Tavsiye edeceğim, gezilmesi ve görülmesi gereken yerler arasında ilk olarak şehrin ana meydanı olan “Capitole” bulunmakta. Merkez bu noktada olduğundan, rotanızı bu bölgede çizmenizi tavsiye ederim. Önceden yanınıza almadıysanız kalacağınız hostellerde veya otellerde mutlaka şehir planı bulunuyor; onlardan atın bir iki tane cebe. Capitole muazzam bir alana sahip. Tam meydanın ortasında yerin üzerinde Midi-Pyrénées bölgesinin özel gamalı haçı bulunmaktadır.(Fransa 26 bölgeye ayrılmıştır;ancak bu bölgelerin Amerika’daki eyalet sistemiyle karıştırılmaması gerekir) Asıl ilgi çeken de bu haçın uç kısımlarında büyük daireler içine alınmış 12 astrolojik burç sembolleridir. Kendi burcunuzun üzerinde garip pozlar verip bir fotoğraf çekinmeden dönmeyin derim.

Capitole bölgesinden güneye doğru inerseniz,şehrin kafeler bölgesine adım atmış olursunuz; kendinize çılgın kalabalığın ortasında güzel bir yer ayırıp bir kahve istediğinizi belirten şu cümleyi kurabilirsiniz : (Je voudrais un café). Fiyatları 3-4 euro arasında değişmekteydi en son. Güzel bir kahvaltı yeri ise aramayın çünkü karşınıza kruvasanla çıkarlar. Siz de bir “boulangerie”den yani bir fırından şöyle içi dopdolu bir sandviç alın, pek bir lezzetli oluyorlar. Yolculuğa güneyde devam ederken Musée du VX. Toulouse’un yanından da geçeceksiniz; ziyaret etmenizi öneririm. Bu bölge dışında güney cephesinde muazzam büyüklükte bir katedral bulunmakta (St.Etienne). İç mimarisi diğerlerinden çok farklı olmasa da görkemini hala yaşatan bir katedral. Bir de her şehrin olmazsa olmazı,ulusal parkı bu bölgede bulunmakta.”3 bölümden oluşan çok da büyük olmayan bir park : ‘jardin royal,jardin des plantes” şeklinde yazar.

Güneyi hallettik şimdi biraz kuzeye göz atalım efendim : Capitole başlangıç noktamız, ara sokaklardan birine dalıyoruz kuzey yönünde ve karşımıza çok güzel, butik, yemek ve atıştırmalık mekanları çıkıyor. Bunları değerlendirelim ve herhangi birinde krep yemeyi ve bira içmeyi unutmayalım. Krep başlı başına bir mutfak Toulouse’da. Bizim aklımıza hemen ballı, çikolatalı, reçelli gelirken bu arkadaşlar kreplerini soğanla, sarımsakla, çeşit çeşit peynir ve otlarıyla yemeyi çok seviyorlar; siz de deneyin hoşunuza giden bir şeyler mutlaka olacaktır. Aynı zamanda bira demişken bir İngiliz pub’ına girip daha önce tatmadıysanız “sider” adıyla anılan elma preslenmesiyle oluşturulan birayı denemenizi de şiddetle öneriyorum. İştahımızı böylece biraz da olsa kestikten sonra kuşbakışı baktığımızda büyükçe bir haçı sembolize eden St. Sernin bazilikasını ziyaret edebilirsiniz ama artık kilise katedral yeterince gördüm,  sıkıldım diyorsanız da biraz daha kuzeyde bulunan Japon bahçesinde soluklanabilirsiniz.

Daha akşam olmadan biraz daha gezelim diyoruz ama yürü yürü yorulduk da. (Bu arada şehri gezerken belediyenin bisiklet kiralama servisinden fayadalanabilirsiniz ki vaktiniz darsa zamandan da bolca kar edersiniz.) Batı yakasında eski şehri ikiye ayıran gayet hallice bir nehirle (Garonne) karşılaşacağız. Köprüyü geçerken “Pont Neuf” adlı olanını tercih edin çünkü en merkezi olanı o. Nehri de böylece aştıktan sonra sağ tarafımızda muazzam ve bir hayli de eski bir yapı olan Hotel Dieu St-Jacques’i göreceksiniz. Burası geçmişte bir otelmiş ancak Toulouse’u yerle bir eden sel felaketinden sonra kullanılamaz hale gelmiş şimdi her nasılsa restore edilip alışveriş merkezi yapılması planlanıyor.  Fransa’da pek görülmeyen bir durumdur genellikle tarihlerine saygılıdırlar çünkü. Her neyse buraya giriş yasak zaten dışarıdan görmek sizi tatmin edecektir. Otelin sol yakasında ise çok güzel bir park daha bulunmakta ama bu park diğerlerine göre farklı bir yapıda başlıca farkı nehir kenarında bulunması ve birçok sporun (masa tenisi,badminton,voleybol) ücretsiz olarak yapılabildiği bir yer. Raketler veya top için görevlilere isminizi yazdırmanız yeterli. Burada çimenlere uzanıp biraz yorgunluğunuzu atabilir veya deliler gibi spor yapıp deşarj olabilirsiniz.toulousse6

Gece başlarken yine Capitole çevresinde gezinelim, yemek yemediysek kırmızı et,ördek eti yemeklerini veya tavuk, jambon ve fasulyeden oluşan “cassoulet” adlı geleneksel lezzetleri tercih edelim de midemiz bir ziyafet görsün. Ardından sokak başı barlara rastlayacaksınız ve hepsi tıklım tıklım olacaktır; girin birine, ister şarabınızı yudumlayın, ister biranızı için.Fransızca’nız yoksa da endişe etmeyin, çevrede o kadar çok İngilizce konuşan var ki, şaşıracaksınız. Gençseniz veyahut genç ruhluysanız yeni insanlarla tanışın, tadını çıkarın.

Kalacak yer konusuna da değinmek gerekirse genel olarak fiyatlar ortalama, Paris’e göre çok ucuz, Lyon’a göre pahalı. Gitmeden önce rezervasyonunuzu yaptırırsanız hiçbir sorun çıkmayacaktır diğer türlü de çıkmaz ama gezerken onun için zaman kaybetmeye değmez bence. Daha önce gitmeyenleriniz için söyleyeyim: Fransa ne yazık ki pahalı bir ülke…

Bir öngörünüz oluşmuştur mutlaka bu neşe dolu şehre karşı hele ki benim gibi bir Fransa hayranıysanız kaçırmayın derim ve unutmayalım ki hayat çok kısa, elimize geçen tüm fırsatları değerlendirelim; gezelim, deneyimleyelim, paylaşalım ve mutlu olalım !

Efe Ersoy

 

Gezmeyi ve keşfetmeyi seven birkaç arkadaş bir araya geldik sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz. Bekleyin bizi; gezip gezip yazacağız...

Leave a Comment

Comments (5)

  1. Fransız kültürünü ve şehri gayet akıcı bir dille özetlemişsin adamım. Ama fransız kültürü hoş da evlat olsa sevilmeyecek bir yığın da fransız var mağalesef.

    1. Teşekkür ederim Can Bey.Efendim siz şanssız bir insanmışsınız desenize;yoksa her ülkenin dediğiniz türde evlatları bulunmakta değil mi…

    2. Teşekkürler Can Bey.Ancak efendim siz şanssızmışsınız desenize;yoksa her ülkenin böyle evlatları var maalesef…

  2. Gerçekten çok yararlı bilgiler olmuş. Teşekkürler (Keşke print-out da alabilsyedik :))

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...