Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Oslo: Günün bitmediği şehir

nor2

Saat geceyarısını göstermesine rağmen dışarısı aydınlık. Zifiri bir karanlık olmuyor ki yorgun bedenlerimiz uykuyla buluflsun. Oslo’da güneşin batmasını beklerken epey uzun bir gün geçiriyor ve sonra da şehrin hareketinden dolayı, hiç anlamadan yorgun düflüyorsunuz. Sabah 4 gibi ise güneş sizi uyandırmak için yine iş başında…

Oslo’ya indiğimizde yaz festivaline denk geldiğimizi görüp seviniyoruz. Başınızı çevirdiğiniz her tarafta, yoldan geçenlerin de aktif olarak katıldığı bir etkinlik görmek mümkün. Karl Johans Gate’de yürürken caddenin başından City Hall’e gelene dek kurulmuş tezgahlar gözümüze çarpıyor. Tezgahlarda Norveç’in çeşitli kasaba ve köylerinden gelmiş organik ürünler satıyor. Hemen yan tarafta ise insanlar büyük bir merakla “hippi”lerin gösterilerini izleyip tempo tutuyorlar. Caddeden sol tarafa doğru kıvrılıyor ve şehrin yakın zamanda oldukça gelişme kaydetmiş yeri olan Aker Brygge bölgesine geliyoruz. Burada da bir sahne kurulmuş ve isteyen herkes çıkıp şarkı söyleyerek, Iskandinavya’da ruhunu bulan heavy metal müziğin çılgınlığına kendini kaptırıyor. Önceden sadece bir gemi iskelesi olarak işlev gören Aker Brygge flu anda modern Oslo’nun sembolü olarak görülüyor. Birçok mağaza, restoran ve kültürel aktivitenin gerçekleştiği bölge, fiyordlara da oldukça yakın. Norveçlilere göre bu, fiyordlarla merkezin birarada olması açısından, 1000 yıl önceki ilk Norveçli yerleşimlerini çağrıştırıyor. Dünyanın en büyük denizcilik fuarlarından biri olan Norshipping’e ev sahipliği yapan Norveç, el değmemiş doğasıyla ve yemyeşil bitki örtüsüyle insanı büyülüyor. Ülkenin başkenti Oslo, göçler nedeniyle oldukça kozmopolit bir yapıya sahip ve yaz döneminde de birçok turiste kapılarını açıyor. Yakın zamanda “The Economist Intelligence Unit” (EIU) tarafından, dolar bazında mal ve hizmet fiyatları üzerinden hesaplanan araştırmada, 14 yıldır dünyanın en pahalı şehri olarak zirvede bulunan Tokyo’yu geride bırakarak, en pahalı şehir ünvanına kavuflan Oslo’nun nüfusu 551, 832 ve son sayıma göre şehrin %22’si göçle gelmiş. “Oslo” kelimesinin literatürdeki anlamı hakkında şüpheler olsa da, araştırmacılara göre “Os”; “uzun ve dar tepe” anlamına gelebildiği gibi “Hristiyanlık öncesi bir Tanrı” anlamını da taşıyabiliyor. Kelimenin ikinci kısmı “Lo” ise “arazi, tarla” anlamında kullanılıyor.

nor3

Böylece “Oslo”; ya “Tepenin aflağısındaki arazi”, ya da “Tanrıların arazisi” anlamına geliyor. 1300’lü yıllarda şehir önemli bir ticari merkez idi. O dönemlerde tüm yapılar tahtadan yapılırdı ancak 1642 yılındaki büyük yangından sonra Danimarka Kralı Christian IV, şehri tamamen taş ve tuğladan tekrar inşa ettirerek ona Christiana adını verdi ve 1878’e kadar bu isimle kalan şehir, 1878-1924 yılları arasında da Kristiania olarak anıldı. O dönemin binalar›n›n bir kısmı hala Kvadraturen bölgesinde korunuyor. 19. yy başlarında küçük bir kasaba büyüklüğünde olan başkentin nüfusu, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Norveç’in birçok kesiminden aldığı göçlerle oldukça arttı. Kayıtlara göre, 1850-1900 yılları arasında nüfus 30,000’den 220,000 gibi bir rakama ulaştı. 1905’te İsveç’ten ayrıldıktan sonra milli duyguların harekete geçmesiyle Parlemento, şehrin adını 1925 yılında Oslo olarak değiştirdi. Norveç’in başkenti olan şehir hem bir belediye hem de eyalet olarak idare ediliyor ve ülkenin en büyük şehri olarak varlığını sürdürüyor.

 

 

FİYORD ŞEHİR

 

nor4Fiyordları ve adaları görmek için küçük botlardan birine biniyoruz.Muhtemelen Meksikalı bir rehber bize ingilizce olarak Oslo’yu ve gördüklerimizle ilgili hikayeleri anlatıyor. Kışları buz tutan deniz üzerinde yürüyüp adalardan şehir merkezine erzak almaya giden fedakar kadınlardan tutun da, denizin altında ölü bedenlerin yattığına dair öyküler…

Aziz Hallvard, Oslo’nun koruyucu azizi. Öykü, dokuz yüz yıl kadar önce gerçekleştirdiği bir kahramanlık sırasında hayatını kaybeden, Kraliyet ailesine mensup genç Hallvard hakkındaki efsaneye dayanıyor. Efsaneye göre hamile bir kadın, kendisini hırsızlıkla suçlayarak öldürmeye çalışan saldırganlardan kaçmaktadır. Hallvard oradadır ve kadına kaçması için yardım etmek ister. Kadını bir sandal ile fiyordun dışına çıkarır, ancak takipçilerden kaçmayı başaramaz. Hem Hallvard hem de kadın öldürülür. Saldırganlar Hallvard’ın boynuna bir ağırlık bağlayarak bedenini soğuk sulara atarlar. Kısa bir süre sonra tuhaf bir şey olur: Hallvard’ın bedeni boynundaki ağırlık ile birlikte su yüzüne çıkar. Bu olay Hallvard’ın kutsallaştırılmasına ve aziz ünvanı verilmesine neden olur. Günümüzde, Aziz Hallvard imgeleri Oslo şehrini süslüyor. Şehir, bir Avrupa başkenti için oldukça alışılmadık, hayranlık uyandırıcı özelliklere sahip. şehrin sınırları el değmemiş bölgelerin yanında, İskandinavya’da benzeri olmayan bir restoranlar dizisini de kapsıyor. Şehirde kışın Ulusal Tiyatro ve Üniversite’ye çok kısa mesafede suni bir buz pateni alanı kuruluyor. Oslo Belediye Binası şehir merkezinde, şehrin ana caddesine yalnızca bir kaç metre uzaklıkta bulunuyor ve Oslo Fiyordundan adalara doğru uzanan, gezi tekneleri, karides avlayan trol tekneleri, kruvaziyer gemileri, kiralık tekneler ve feribotlar ile dolu bir manzaraya sahip. Oslo dünyanın önde gelen denizcilik kentlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yoğun sezonda, birçok kruvaziyer gemisi şehir merkezine yalnızca yürüme mesafesinde bulunan limanlara yanaşıyor. Bu limanların bazılarından şehrin görkemli plajlarına uzaklık yalnızca 10 dakika. Şehirde ayrıca yüzlerce kilometre uzunluğa sahip, iyi düzenlenmiş uluslararası kayak pistleri de bulunuyor. Şehir sınırları dahilinde sekiz kayak rampası var. Burası aynı zamanda dünyaca ünlü kayakçı Kjetil Andre Aamodt’un da kaydığı yer.

 

VIKINGLER

 

nor5Vikingler Norveç’in vazgeçilmez sembolü olarak karşımıza çıkıyor. Turistik caddelerde yürürken hat›ra dükkanlarına uğramadan ve birer viking flapkası, viking gondolu veya trol figürü almadan geçemiyorsunuz.

Birçok yerde trol heykelleri ve motifleri de hazır bulunuyor. Bu manzarada Vikinglerin Norveç tarihinde önemli bir yer tutmasınn büyük payı var elbette. Vikingler, fetihleriyle ünlü, güçlü bir iradeye sahip, korkusuz savaşçılardı. Müttefiki olmayan herkes için potansiyel tehdit teşkil ediyorlardı. Neyse ki bu neredeyse bin yıl öncesinde kaldı. Günümüzde Kuzeyli Vikingler, vahfli savafllar ve sınırsız bir keşif arzusu ile kendini gösteren dramatik döneme ait bir anı olarak kaldı. Bu şiddet dolu geçmişe rağmen, Vikinglerin denizcilik alanındaki becerileri hayranlık uyandırıcı. Çağlarının çok ötesinde, hızlı ve suya karşı oldukça dayanıklı gemiler inşa etmişlerdi. Vikingler, inşa ettikleri uzun ve görkemli gemileriyle İskandinavya’nın güneyinden

Akdeniz ülkelerine açılmışlardı. Rusya’nın büyük nehirlerini kuzeyden güneye doğru geçmişler ve günümüzün Istanbul’u olan muhteşem Bizans’a ulaşmışlardı. Buralara hiçbir uyarı yapmadan gelmişler ve istenmedikleri yerlerde bile merhametsiz bir şekilde kalmışlar. Bu vahşi savaşçılar savaş çığlıkları atmaya başladığında, kılıçlarla karşı koymaya çok az insan cesaret edebilmiş. Ancak Vikingler yalnızca savaşçı ya da denizci değil, aynı zamanda barıflçıl birer çiftçi ve tüccardı da. Çoğu zaman sert iklim koşullarında tarlalardan ürün toplarlardı. Vikingler ayrıca çok iyi zanaatkarlar olarak kendilerini göstermişlerdi. Dublin ve Limerick gibi şehirleri ve Irlanda’yı kurmuş ve kendi halklarını ileri görüşlü kanunlarla yönetmişlerdi. Varlıklarının bu bölümü daha az etkileyici olduğundan, tarihçiler pek fazla önem vermemiş.

 

Oslo’da Vikingler

nor6Oslo Vikingler ve onlar›n dönemi hakk›nda daha fazla bilgi edinebilmemiziçin birçok f›rsat sunuyor. Özellikle de deniz aşırı gemileri ile ilgili olarak. Oslo’daki Viking Gemi Müzesi’nde (the Viking Ship Museum) bu gemilerin birçoğunu görmek mümkün. Gemilerin lüks, göz alıcı zarif çizgilerini acımasız istilacılarla bağdaştırmak zor olsa da Vikinglerin denizciliğinin yanı sıra sanatlarının da önünde eğilmek durumunda kalıyorsunuz. 24 metrelik Gokstad gemisi, günümüze kadar korunabilen Viking gemilerinin en büyüğü. Otuz tonluk bu gemi muhtemelen deniz aşırı ticaret amacıyla kullanılmış.

 

Viking Gemileri savafla neden çok

uygundu?

Viking gemilerinin ince hatları gemilerin hızını ve manevra kabiliyetini gözler önüne seriyor ve savaşlar, baskınlar ve deniz aşırı ticaret için neden çok uygun olduklarını açıkça gösteriyor. Ancak gemi tasarımı ile ilgili diğer detaylar da en az bunlar kadar önemli. Viking gemilerinin omurgası oldukça sığ. Dolaysıyla demirlemek için bir limana ihtiyaçları bulunmuyor, kumsallara bile çekilebiliyorlar. Bu, Vikinglerin hızlı ve merhametsiz, tamamen sürpriz bask›nlar yapmalarına imkantanımamış. Gecenin karanlığında,görünmeden gemilerini karaya çekmiş ve baskınlar gerçekleştirmişler. Bu gemiler Vikinglere geniş bir çeşitlilik ve büyük bir güç sağlamış ve Vikinglerin uzak ülkelere, Avrupa kıtasının ve Britanya’nın fethedilmemiş bölgelerine yağmacı akınlar ve ticaret seferleri yapabilmelerinde temel etken teşkil etmiş.

 

Melike Aslı Şahinsoy


 

 

 

Gezmeyi ve keşfetmeyi seven birkaç arkadaş bir araya geldik sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz. Bekleyin bizi; gezip gezip yazacağız...

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...