Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Gürcistan: Devr-i Alem

Batum_gezisiÇamlıhemşin – Batum – Çayeli yazımızda en son Gürcistan sınırından otobüsümüze binmiştik. Gümrük binalarının hemen arkasındaki meydan açık hava terminali işlevi görüyor. Buradan kalkan dolmuşlar 1 $ taksiler ise 5 $ karşılığında yarım saatte Batum’a ulaştırıyormuş. Aman diyelim şehir turu vb. sebeplerle fahiş fiyatlar almalarına izin vermeyin. Bizden uyarması!

Sağımıza Karadeniz sahilini, solumuza yüksek dağların yeşil yamaçlarını alıp yola koyuluyoruz. Sınır kapısından başlayıp kilometrelerce uzayan Gonio plajları ve Batum yolunda irili ufaklı köyler bulunuyor. Çoruh Nehri‘nin Karadeniz’e döküldüğü noktaya kurulan Gonio küçük bir sahil kasabası. 5-10 dakikalık bir seyirden sonra fazla ilerlemeden önce bir köy yakınlarında yol üzerinde yer alan döviz bürolarında rehberimizin pazarlığı ile birini seçiyoruz. 1 TL yaklaşık 0,90 Lari geliyor. 2 kişi 100 TL karşılığı 90 Lari alıyoruz ki yemek, hediyelik vb. ihtiyaçlarınızı düşünürseniz gayet yeterli gelen bir para…

APSAROS KALESİGONIO’NUN SİLİK TARİHİ: APSAROS KALESİ

Artık gezintimize başlayabiliriz. İlk durak Gonio sahilindeki Apsaros Kalesi, Roma döneminde yapılmış. Bizans ve Arap egemenliğinde kalan kale, 1478 tarihinde Osmanlılar tarafından ele geçirilmiş. Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Matthias‘ın anıt mezarı ile bir Osmanlı hamamı kalede görebilecekleriniz arasında. Kalenin bahçesinde bir de Osmanlı mezarlığı bulunuyor. Açıkçası ülkemizde kale namına görecekleriniz yanında ismi esamesi okunmaz ya hani misafir umduğunu değil bulduğunu gezecek… Kale içindeki ufacık bir müze var, pek kaydadeğer buluntu olduğu söylenemez. Bu ilgi çekmez tarih içerisinde ilgime mazhar olan asmalarda büyüyen kiviler ve sırnaşıp duran kedicikler…

Rotaya sadık kalalım, Batum dediğin ne kadarlık mesafe? Batum şehir merkezi sınıra en fazla 15  kilometre mesafede! Bir bakıyoruz ki gelmişiz…

BATUM ACARA’NIN TURİZM DİNAMOSU OLMAYA HAZIR

Çoruh Nehri’nin yüzyıllar boyunca taşıdığı alüvyonların oluşturduğu geniş bir ova üzerine kurulan Batum, Gürcistan’ın en büyük liman kentlerinden biri. Acara Özerk Cumhuriyeti‘nin başkenti olan 150 bin nüfuslu kentin yüzde 30′u Müslümanlar’dan oluşuyor. Son 20 yılda yaşanan siyasi gerginliklerle gerileme döneminde kalmış ülkede Gürcü, Ermeni, Rus, Azeri, Acar, Osetyalı, Abhaz ve diğer etnik gruplardan oluşan 5 milyonluk bir nüfus yaşamakta. Uzun aradan sonra yeniden huzura kavuşan ülkede turizmle kalkınma yelkeni açılmış.

batum_hiltonŞehre ilk girdiğimizde komünist Rus şehirlerinden birine girmiş hissi kaplıyor. Etrafta bir tane dahi Rus tabelası yok ama o dönemden kalma üç katlı betonarme evlerin büyük bölümü eski ve bakımsız viraneler. Ana cadde üzerindeki binalar boyanıyor ya da restore ediliyor. Sokakların Küba’yı anımsatan bir havası var. Yüksek yapılar ise genellikle kamu binaları ve otellere aitmiş. Bütün yollar yeniden yapılıyor, şehirlerde büyük inşaatlar ve eskileri yenileme çalışmalarına büyük yatırımlar yapılmış. İnşaat işinde Türkler aslan payını almışlar. Bir Türk firmasının yaptığı yarım milyar Euro’ya mal olan Hilton Oteli kentin en yüksek yapısı.

Batum’da vizesiz kalış süresi 90 gün. Daha fazla kalmak istiyorsanız konsolosluğa bildirmeniz gerekli. Bizim turumuzda Batum günübirlik konaklamasız bir program olarka gözüküyor. Ancak konaklamak isteyeceklere de yardımcı olması açısından daha önce yaptığım araştırmayı paylaşmada fayda var.

Otel fiyatları şehrin turistik harcamalarına kıyasla epey pahalı. 5 yıldızlı bir otelde kalmak için gecelik 300 $’ı gözden çıkarmanız gerekebilir. Irise Otel merkeze çok yakın fiyat açısından nispeten makul olması nedenli tercih sebebi olabilir. Hesaplı olsun diyorsanız Istanbul Otel… Kesenize güveniyorsanız Intourist…  Diğerleri hiç tavsiye edilmiyor!

eskibatumESKİ BATUMİ’DEN YENİ BATUM’A

Koca otobüsümüzle şehrin şantiyeye dönmüş dar sokaklarına dalıyoruz. Acara Devlet Müzesi‘ni ziyaret edeceğiz ancak içeri girdiğimiz andan itibaren o soğuk bina içindeki ulusal müze görselleriyle dikkat çekse de fotoğraf makinasına eliniz gittiği anda güvenlik görevlileri sert şekilde uyarıyorlar. Anadolu’da vasat bir kent müzesi ayarında olan müzede bir maketi dahi fotoğraflamak yasak ise işimiz var… 30 dk süren müze gezisi ardından tekrar otobüsümüze binerek şehir turuna devam diyoruz. Bu arada viran olmuş şehrin silüeti bir anda değişmeye başlayınca bizim de hayal kırıklığımız iyileşiyor.

Otobüs ile seyir halinde yakından Katolik Kilisesi‘ni ve Batum Limanı‘na yüksek bir tepeden hakim Kızlar Manastırı‘nı gördük. Manastır ibadete açık ancak halen restorasyonu devam ediyor olabilir.

batum_beynenmilelBATUM’A NAZIR BEYNELMİLEL BİR VAHA

Eeee zaten ufak bir şehir ve biz halen yola devam ediyoruz, kent merkezinden de uzaklaşıyoruz sanki? Meğer 9 km kuzeyde bulunan Botanik Park‘a gidiyormuşuz.

111 hektarlık alana yayılan Botanik Parkı’nın girişinde bir masa açmış çiftin tezgahında armut, kiraz, incir, elma ve erik var. Kilo değil tabak hesabıyla satın alıyoruz parkta yemelik. Karadeniz kıyısında yer alan park halk tarafından Mtsvane Kontshi (Yeşil Burun) olarak anılıyor ve vakti zamanında Eski Sovyetler Birliği’nin en büyük botanik bahçesiymiş. Kafkasya’ya özgü bitkilerin yanı sıra, Uzak Asya, Yeni Zelanda, Güney Amerika, Himalayalar, Meksika, Avustralya’dan getirilen 2037 bitki türü bulunmakta, bunların sadece 104 türü de Kafkasya’ya özgü. Parkın amacına yönelik her bitki ve ağacın üzerinde Latince adı  etiketlere yazılmış.

batum_beklebiziGidiş ve dönüşte ayrı ayrı yolları kullanarak daha çok yer ve farklı bölüm görme imkanı var. Gidişte ara yolları kullanarak sona ulaşmak yaklaşık 1,5 saat sürüyormuş. Biz tekrar girişe dönmeyeceğimiz için tüm kafile tepeden aşağıya yürüyerek tren istasyonunda bizi bekleyen otobüsümüze gitmeye karar veriyoruz. 1,5 saat kadar süren bu yürüyüş iyi bir antreman oluyor. Enerji harcadık hani ;)

TÜRK MAHALLESİ VE GÜRCÜ MUTFAĞI İZLENİMLERİM

Bu durağı da gördüğümüze göre bir öğle yemeğini hakettik?! Şehir merkezine dönüyor ve Orta Camii‘ne uğruyoruz. Rengarenk boyalı ahşap oymalarla bezenmiş tarihi mabed Batum’un tek camisi. Beyaz rengi, altın sarısı kubbesiyle güvercin kadar temiz mabed uzaktan dahi kendini seçtiriyor. Caminin etrafında doğal olarak Türk esnaf mesken tutmuş…  Yöre yemekleri yapan bir restoran yerine Türk mahallesindeki lokantalardan birini tercih ediyoruz.Aslında zaman kıtlığı olmasa Gürcü mutfağını daha yakından tanımak isterdim zira dersime çalışmıştım. Mamafih bu gezgin şahsiyetin 5 etnik kökene dayanan soyuna bakarsanız büyük büyükannemin (babamın babaannesi) Batum’dan göçmüş saf bir Gürcü kızı olduğunu da not düşelim. Ben tecrübe edemesem de ders notlarım boşa gitmesin bari gidecek okurumla paylaşayım…

batum_türkYerel mutfağı denemek istiyorsanız Gorki Caddesi’ndeki restoranları deneyebilirsiniz. Abhaz mutfağını merak ediyorsanız, Era Caddesi’ndeki Sazandari’ye uğrayabilirsiniz. Et yemekleri ile hamur işlerinin ağırlıkta olduğu mutfağın başrolündeki spesiyallerden de bahsedelim.

Karadeniz pidesine benzeyen bol hamurlu, bol tereyağlı pide olan haçapuri… Para kesesine benzer boyda sebzeli veya etli çeşidi olan mantı hınkal…

Armut suyu ve aklınıza gelebilecek farklı meyva sularından yapılmış rengarenk gazozları lezzetli. Borjomi maden suyu başta olmak üzere çeşitli doğal veya gazlandırılmış meyve suları.Süt ve peynir de Gürcü mutfağının vazgeçilmezlerinden…Ama Gürcüler’in şaraplarının yeri ayrı…

batum_alisveris

Batum’da büyük marketler yok. Onun yerine içki, sigara, besin ürünleri, ev yapımı pasta, sebze ve meyvenin satıldığı küçücük bakkallar var.Yemeğin sonrasında serbest zamandan kalanı turdan dostlarımızla birlikte Türk mahallesinin bir pastanesinin cadde masalarından birinde muhabbetle geçirelim dedik. Ne de iyi etmişiz… Kumda pişirilen Türk kahvelerinin lezzetine kaymağın tadını yoğun hissettiğimiz süt kokulu ve bol kepçe dondurması da eşlik edince keyifler bir dahi yerine geldi. Yine bu lezzetlere karşın ödediğimiz ücretlerin oldukça komik olduğunu belirtmeden geçemiyorum.

ANA SÜTÜNDEN ŞARABA GEÇEN HALK

Şarap içmeyi bir yaşam biçimi haline getirmiş Gürcüler için “ana sütünden şaraba geçen halk” deyimi, Kafkasya’da yerleşmiş. Gürcü bilimadamlarına göre, Batı dillerine Gürcüce’den geçen “ğvino” sözcüğü şarabın ve şarap isminin Gürcü kültürünün bir öğesi olduğunu kanıtlıyor. İ.Ö 3000 yıllarına uzanan arkeolojik bulgularda da şarapçılığın kanıtları yer alıyor. Şarap içmeyi dinsel bir ritüel olarak da gören Gürcüler dünyanın en kalitelileri arasında yer alan şaraplarını üretmekteler. Her Gürcü’nün evinin yanında şarap saklamak için “marani” dedikleri bir şarap ambarı varmış.

batum_beklebiziŞarabın içilmesi, masanın düzeni, kadeh kaldırılması gibi bazıları geçmişten gelen Pagan ve Hristiyanlık ritüelleri bugüne kadar en canlı şekilde yaşamış. Şarap, insanların tanışmasında, iş görüşmesinde, eğlencede, cenazede, düğünde ve yaşamın her alanında bazen kutlama bazen de yas amaçlı olarak içiliyormuş.Gürcü masasına “supra” deniyor, yani bizim bildiğimiz sofranın Gürcüce söylenişi. Suprayı idare eden saygıdeğer kişiye “tamada” deniyor.Gürcülerde “kahvaltı bir saatten fazla, öğle yemeği en az üç saat, akşam yemeği de sabaha kadar sürebilir” diyorlar.

EFSANELERİN SÜSLEDİĞİ KENT MERKEZİ

Sokaklar, caddeler arasında gezintiye, devasa gösterişli binalara, heykellere seyre devam… Kiliselere giriş konusunda görevlilerin yersiz direnç göstermesine aldırış etmiyoruz. Altın post efsanesinin kadın kahramanı Medea’nın heykeli Batum’un Era Meydanı’nda. Anıtın kaidesi efsaneye ilişkin kabartmalarla süslü. Eski Batum’un sokakları da meydanı gibi heykellerle donatılmış.

batumEfsanelerin parçası Poseidon‘un gösterişli heykeli önünde soluklanıyor, kuşları kovalıyoruz. Heykelin olduğu meydan Batum Devlet Tiyatrosu binasına da ev sahipliği yapıyor. Yolun karşısında hediyelik eşya dükkanlarından ufak hatıralar alabilirsiniz. Ama seyyar olanlarda daha farklı ve ucuza bulabileceğinizi hatırlatalım.

Son olarak Batum sahili ve plajına doğru yürüyoruz. Geniş, tenha parklardan ulaştığımız plajın iskelesinde Karadeniz hatırası fotoğraflar, şemsiyelerin gölgesinde sahil kafelerinde serinleme… Bu serinlemede “limonad” içmenizi tavsiye ederim. Limonatayla hiç ilgisi olmayan armut, üzüm, elma meyvelerinin aromalarından yapılan bir gazlı içecek, tadı fena değil. Ama armut suyunun yeri ayrı. 1 litrelik cam şişelerde getirilen içecek yerel kola gibi; geleneksel, lezzetli ve ucuz…

Batum, kumarhaneleri ile yakın gelecekte bölgenin Las Vegas’ı olmayı hedefliyor. 2 sene sonra yeniden gelirsek çok farklı bir Gürcistan göreceğimiz kesin!

Bir de Gürcistan-Batum turlarında sıkça duyulan Maçahel var elbette. Sınır köyümüz olan Maçahel (Camili) ile Batum arasında yarım saatlik bir mesafe var. Türkiye’deki Maçahel’den Borçka’ya kış aylarında ulaşmak her zaman mümkün olmadığından hastalık durumunda köylüler Batum’a gidebiliyorlar. Elbette bu konuda iki ülke arasında mutabakat bulunuyor.

batum_Gün batarken ülkeye dönme vakti de geliyor. Dönüş yolunda gece ışıklı gösterilerin yapıldığı tesis ile daha önce bir gezi programında gördüğüm Washington’daki Beyaz Saray’ın ters mimari örneği olan, hatta içinde tuvaletinden masalarına kadar herşeyin marjinal görüntüsüyle dikkat çeken White Restaurant‘ın bu ambiyansı yemeklerinin lezzetinin önüne geçmiş gibi.

Sınıra gelmeden elimizde kalan Lari’leri TL olarak bozduruyoruz. Ancak biz kalanları Duty Free’de harcamak istiyoruz.Güneşin kızılı Karadeniz’e düşerken keyifli bir günün daha yeni kültürler tanımanın gururuyla sonuna geldik.Hoşçakal Batumi, hoşçakal Gürci, hoşçakal komşi…

 

Murat Girgin

Kaynak: http://www.gezijurnal.com/?p=3532#more-3532

Gezmeyi ve keşfetmeyi seven birkaç arkadaş bir araya geldik sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz. Bekleyin bizi; gezip gezip yazacağız...

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...