Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Hamburg: Doğu Almanya’ya giderken aldı da bir korku

Kimilerin gidişleri acı doludur, kimilerin umut. Benim ki ise sadece turistik . Aslında seyahatime İstanbul’dan başlayıp Hamburg’ta sonlandırabilirdim. Ama hep biraz daha fazla olsun isteğim beni Hamburg Hauptbahnhof’ta Güstrow’a gençlik kampına giden trene götürdü.

Avrupanın trenleri moderndir deriz ya hep evet bu kısmen doğru ama Güstrow treni gelince aslında istisna bu olsa gerek dedim kendi kendime. Tren Adapazarı-Haydarpaşa treninden maksimum bir gömlek iyidi. Trene bindim, herhangi bir yere oturdum. Tren istasyondan ayrıldı yavaş yavaş yola koyuldu.

 

Hamburg ardımda kalmıştı artık. Vakit geçtikce siluet değişiyordu. Etrafımı izliyordum,geniş ovalar sonra sık ağaçlıklar ve sonra yine geniş ovalar ve tarlalar. Benimle beraber seyahat eden insanları inceliyordum. İstasyonlar biribiri ardına değişiyordu. Yapılar iyice küçülüyor, şehirler yok derecede ufalıyordu penceremde. Nereye gidiyorum ya ben diye soruyordum kendime. İn diyordum ilk istasyonda ve geri dön Hamburg’a.

Sürekli bahsederlerdi iki farklı Almanya vardır, doğusu ve batısı. Birbirinin tam tersi bir görüntüsü vardı kesinlikle. İnsanları ve binaları Sovyet izlerini yansıtıyordu. Binalar tek tip, insanları soluk ve miskin tipli. Bir de ayıkken yakalarsanız birkaçını kendinizi şanşlı hissedebilirsiniz :) Ben şanssız olanlardandım herhalde tek başıma cıktığım yolda bir sarhoş edindim. Üstelik beni polonyalılara benzetecek kadar sarhoş bir alman :)

İndiğim yerde kamp yetkilileri karşıladı beni. Biraz olsun içim rahat etmişti şimdi. Şehrin az uzağında bir yerleşim olan Parum’a geçtik araba ile.Yine bir kamp olan Pfarrhaus’ta bir akşam geçirip bir sonra ki gün biraz daha güneye Lübz kentine  bağlı Klein Dammerow’a gidecektik.

Güstrow kenti sessiz sakin, kendi içine kapanık bir kasabaydı. Çok monoton gözüken hayat geceleyin değişmekteydi. Şehrin biraz dışında bulunan gece kulüpleri hınca hınç dolu ve düzgün mekanlardı. Sabahın ilk ışıklarına kadar süren eğlence sonrası kaldığımız binaya geri dönüyoruz ve yola cıkmadan bir kaç saat uyumak için odalarımıza geçtik.

2 saat otobanda yol aldıktan sonra 2 hafta boyunca kalacağımız kamp yerine geldik. Almanya’da geçirdiğim süre boyunca en çok zorlandığım konulardan bir tanesi yemek konusuydu. Dana etini tercih etmemeleri ve kırmızı et olarak domuz etinin satılıyor olması, restaurantlarda ki yemeklerin yine domuz etli yapılıyor olması büyük sıkıntı olmuştu benim için. Çünkü tadı güzel olmasına rağmen kokusunu sevmiyordum bu etin. Bu sebeple yediklerim kanatlı üzerine oluyordu ve genellikle “puten” dedikleri hindi etiydi :) Gittiğiniz yerlerde bunu mutlaka sormalısınız ve yemekleri yapanlara söylemelisiniz.

NOT: Almanya ve özellikle kuzey Almanya yaz kış demeden sürekli soğuk ve yağmurlu. Haziranda gidiyorum ben, bana bişi olmaz bu sıcaklarda diyerek aldanmayın!

 

Caner Ulupınar

Sabah kahvesi gibi hisseden biri yalnızca....

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...