Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Yunanistan: Komşunun Yazlığı – 3. Bölüm

Birinci bölümü ve ikinci bölümü okumadan direk bu yazıya rastlamış olabilirsin. Birinci bölüm apayrı bir hikaye ancak ikinci bölüm ile üçüncü bölüm oldukça ilintili…

DSC06940Sabah saat 10.00 gibi resepsiyondayız, şehir hakkında bilgi ve birde harita aldıktan sonra yola çıkıyoruz. Şehrin modern bölümünde biraz dolandıktan sonra tarihi bölümüne giriyoruz. Eski sokaklar ve evler, su kemeri, kale hepsi bu tarafta. Tarihi bölümün girişinde bir tabela karşılıyor bizi “Konstantinoupolis 460 KM”. İstanbul onlar için nasıl bir anlam ifade ediyor acaba. Keşke konuşacak biri olsa diye geçiriyorum aklımdan. Eski Kavala’nın girişinde bir de harita var. Bu haritayı incelerken Kavala’nın Osmanlı tarihi açısından da önemli bir şehir olduğunu hatırlıyoruz. Osmanlı’nın Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın şehri burası. Bu ana kadar noktaları hiç birleştirmemiştim şaşırdım aslında bu kadar basit bir bilgiyi düşünemediğime… Neyse.

DSC06973Şehrin tarihi bölümü dağ ve deniz arasındaki bir tepeye kurulmuş. Dar sokaklardaki eski evler muhteşem bir manzaranın tanığı olmuş yüzyıllar boyunca. Sokaklarında dolaşırken gökkuşağının içindeymişsiniz gibi rengarenk hislerle doluyorsunuz. Evlerin çoğunda hayat devam ediyor. Bence çok ayrıcalıklı bir şey burada yaşamak. Evler, bahçeler tertemiz ve çok renkli. Az ileride tanıdık bir mimari karşılıyor bizi Halil Bey Konağı ve bir camii çıkıyor karşımıza. Tesisin kapıları açık olmasına rağmen etrafta kimsecikler yok. Bu yüzden nasıl değerlendirildiğini soramadık ama korunmuş olması bile güzel. Tesisin az ilerisinde Osmanlı’nın büyük paşası Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın evi çıkıyor karşımıza. Müze olan evi dolaşabiliyorsunuz. Ahşap yapı dönemin yaşam şekli hakkında önemli ipuçları veriyor. Kim yaptırdıysa ayrıca tebrik etmek gerek bahçesindeki heykel konağı tamamlıyor.
DSC06938Konağın aşağısında süper bir kafe var. Süper olması konumu ve iç dizaynının güzelliğinden kaynaklanıyor. Yunanlar sanatçı ruhlu insanlar sanırım duvarlarından barına, merdiveninden kapısına, tuvaletine gittiğimiz bir çok mekan çok güzeldi. Kafenin diğer özelliği ise hemen hemen bütün Kavala’yı görüyor olması. Fotoğraf için güzel bir yer. Frappelerimiz yudumlarken manzaranın keyfini çıkartıyor ve serinliyoruz. Sıcak hava ve nem kültür turizminin en büyük düşmanı olsa gerek.
Eski Kavalayı dolaşmamıza rağmen kaleyi bulamamış olmamız enteresan. Dönüşte tepedeki kalayede uğruyoruz 360 derecelik manzaraya sahip tarihi kale gerçekten büyüleyici. İçinde rahatça gezebiliyorsunuz. Hatta çatılarında bile. Egenin mavisi doyumsuz bir manzara gerçektende…
Tarihi bölümden inince bir çok güzel sokak var. Sokakların her birinden farklı kokular yükseliyor. Bir şeyler atıştırmak için duruyoruz. Fiyatlar gerçekten uygun ama 3 € ya ahtapot bulursanız sipariş etmeyin. Benden söylemesi.
DSC07113Kavala görece büyük bir şehir demiştim ama yayan gezerseniz 4 saatten fazla zaman harcamazsınız diye düşünüyorum. Günün geri kalan kısmında yine hakkında az şey bildiğimiz ve merak ettiğimiz Thasos adasına gitmeyi planlamıştık. Kavala limanı oldukça kalabalıktı. Yakın saatlerde bir çok feribot var çevre adalara. Zar zor doğru sıraya girip feribota binebildik. Thasos adasına binek araç ve 2 kişi ile geçmenin bedeli 35 € idi sanırım. 65 € da depo fulledik, adada geçireceğimiz zaman için artık hazırız.
1.5 saatlik yolculuk boyunca martıları besleyerek vakit geçirdik. Saat 18.00 gibi pekte göz doldurmayan Prinos limanına ulaştık. Ne yapacağız nereye gideceğiz hiçbir fikrimiz yok. Bir internet kafeye oturup google maps ve oradaki haritalar aracılığıyla plan yapmaya başladık. Yunanistan’da gördüklerimin ikinci bölümünüde böylece tamamlamış olayım. Son bölümde Thasos adasında geçirdiğim hayatımın en iyi tatilinden bahsedeceğim size…
Bu arada aşağıdaki duvar yazıyı ben yazmadım zaten yazılmıştı…
Sait Çetin

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...