Gezi Notları, Türkiye Gezileri

#İstanbul: Gülhane

DSC_0062Vakit bulmuşken biraz yazayım, biraz gezeyim derken kendimi İstanbul’un gizli olmasa da biraz kenarda köşede kalmış, aslında gözümüzün dibinde olup da görmediğimiz yerlerini gezip size anlatma ihtiyacı hissettim. O mekanlardan biridir Gülhane Parkı. Tarihi Yarımada’da Topkapı’ya, Sultan Ahmete doğru çıkarken, sarayın surları içinde kalan, İstanbul’un kalan son yeşil alanlarından biridir Gülhane Parkı! Üsküdar’dan Kadıköyden veya Karaköyden baktığınızda Topkapı Sarayını saran yeşillik alandır bir nevi.

DSC_0065Yolculuğum Üsküdar’daki evimden cumartesi sabahı fotoğraf makinemi, sırt çantamı alıp çıkmam ile başladı. Önce motor ile Eminönü’ne oradan da tramway ile Gülhane durağına. Biraz daha yukarı yürüyüp Eski Çocuk Mahkelerinin bulunduğu binanın tam karşısındaki yol ayrımından parkın içine kıvrıldım. Yolun biri Sultan Ahmet’e, diğeri de Soğukçeşme sokağı ile Ayasofya Müzesinin arkasından Topkapı Sarayının önüne çıkıyor. Bir diğeri de pek tabi Gülhane Parkı’na ve İstanbul Arkeoloji Müzesine.

DSC_0077Parka girdiğinizde sol tarafınızda Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi, onun ilerisinde de Kültür ve Turizm Bakanlığı İslam, Bilim ve Teknoloji Müzesi mevcut. ( Not: Müze Kart ile bu müzeye ücretsiz girebilirsiniz, müze kartınız yok ise bilet almanız gerekmektedir. Ücreti 5 TL’dir. Burada belirtmem gerekir ki verilen 5 TL’ye bile değmez! ) Parkın sağından İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne giden bir yol mevcut. İstanbul’un son kalan yeşil alanı diyorum ya gerçekten de öyle. Biraz googlayınca 163 dönümlük bir alan olduğunu öğrendim, zaten dolaşırken çok ufak geldi gözüme, kısaca diyebilirim ki karşından seyretmesi gibi karşıyı seyretmek de güzelmiş. Sol tarafınıza baktığınızda Haliç’i, karşınızda Karaköy ve Galata Kulesini, sağınız da ise Kız Kulesi, Üsküdar ve daha da sağda Haydarpaşa ve Kadıköy. Gel gelelim parka, kış ortası ağaçlar yapraklarını dökmüş, gökyüzü ortada, ağaçlar yüksek ama, kocaman hemde :) Her şey düzenli, temiz ve bakımlı, kuşların ötüşleri var sadece , bazen de boğazın serin rüzgarı.. Yürüyorsunuz, yürüyorsunuz ve bir kaç eski saray kalıntısına rastlıyorsunuz, etrafı çevrili, üstlerinde Doğu Roma’nın amblemi var, terk edilmiş ortada öylece duruyor. Aklıma hemen acaba bastığım yerleri biraz eşelesek neler çıkar diye soru takılıyor, tam Türk kafası işte :) Sonra ne mi oluyor, söyleyeyim. Yürüyorum biraz daha Sarayburnu’na doğru. Setüstü diye bir çay bahçesi var güzelce, manzaralı da. Çayını kahveni içebileceğin ne ucuz ne pahalı, orta karar bir yer işte.. Temiz hava, güzel de manzara bir de yanına Türk kahven varsa ohh ne ala :) Haydi benden bu kadar, bir başka İstanbul mekanında görüşmek üzere…

 

Caner Ulupınar

Sabah kahvesi gibi hisseden biri yalnızca....

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...