Mekan

#Ekolojik Pazarlar

Endüstriyel gıda üretimine azıcık da olsa karşı durmak istemez misiniz ?

Bu büyük ve acımasız şekilde işleyen gıda sektörüne dur diyemiyoruz bu bir gerçek ama en azından yerli üreticinin ölmemesi için yerli pazarlarından yani direk olarak üreticiden alışveriş yapabilirsiniz. İçinde hangi ilaçların hangi kimyasalların olduğu belli olmayan hormonlarla, katkı maddeleriyle yetiştirilmiş ürünleri almak zorunda değiliz. Bunları almayarak yerel üreticinin, çiftçinin “üretici” olarak devam etmesine katkıda bulunabiliriz. Sırf sofrada güzel gözüksün diye hepsi aynı boyutta olan kalem gibi salatalıkları değil de dikenli yamuk yumuk salatalıkları yerken vücudumuza hem iyi bir besin girmesini hem de yereldeki üretimin devamlılığını sağlayabiliriz.

Belki bir çoğunuz bilmiyor belki ama İstanbul’a bağlı 131 tane köy var ve bu köylerin bazılarında tarım yapılıyor. Özellikle Beykoz’daki köylerde köylülerin kendi bahçelerinde yetiştirdiği ürünler mevcut. Ispanak, domates, salatalık, yeşillikler, kabak, patlıcan vb. Bu ürünlere ulaşabileceğiniz yer ise Beykoz’da cumartesi günü kurulan semt pazarı. Beykoz’da merkezde tam da Beykoz çayırının yanında kurulan haftalık semt pazarının bir köşesinde Beykoz civarındaki köylerde yaşayan insanların yetiştirdiği “iyi” ürünler satılıyor. Katkısız, köylülerin kendi bahçelerinde yetiştirdikleri sebze meyveleri satın alıp mutfağınıza iyi besinlerin girmesini sağlarken aynı zamanda üreticilere de direk olarak katkıda bulunabilirsiniz. Üstelik pazardaki ürünlerin fiyatı da öyle süpermarketlerdeki sözüm ona “organik” standlarındaki gibi uçuk fiyatlar da değil. Belki pazardaki normal satıcılardan 1-2 TL daha fazla fiyata satış yapıyorlar. Ben nereden bileyim bunların katkısız olduğunu belki de üretici zararlı olduğunu bilmeden ilaç falan koyuyordur nasıl güveneyim diye düşünüyorsanız güvenip güvenmemek size kalmış. Ama açıkçası her biri aynı boyda olan domateslerden satan süpermarkete güvenmektense yereldeki köylüye güvenmek benim içimi daha rahat ettiriyor. Ayrıca sadece sebze meyve de değil ev eriştesi, tarhana, bazlama gibi ev yapımı ürünleri de buradan alabilirsiniz. Hele ki alışveriş esnasında karnınız acıkırsa orada teyzelerin yaptıkları gözlemelerden yiyebilirsiniz.

 Beykoz Pazarı

Üreticilere destek olabileceğimiz başka bir yer de Yedikule Bostanları.

Kentsel dönüşüm, rantsal dönüşüm zırvalıklarıyla insanların mağdur edildiği aslında İstanbul’un göbeğinde bulunmaz bir nimet olan bostanlar yok olma tehdidi altında. Tabi ki üreticiler de bu durumdan mağdur oranın insanları olarak. Şu an bildiğim kadarıyla çoğunlukla üretilen ürünler yeşillikler. Ben gittiğim zaman mevcut olan ürünler şunlardı: Pazı, marul, ıspanak, kıvırcık, kırmızı lahana, turp, dereotu, roka, maydanoz . Yedikule BostanlarıTarlalar hemen surların dibinde. Tarlaların olduğu yerde de küçük tezgahlar mevcut. Gidip tezgahlardan alışveriş yapabilirsiniz. Bunca ürünün aslında hala İstanbul gibi mega bir kentte yetişebiliyor olması bence gerçekten bir nimet, kim bilir eskiden başka ürünler de belki yetiştirilebiliyordu. Bu bostanlar gibi İstanbul’da benim bildiğim kıyıda köşede kalmış yerler var hala tarım yapılabilen ve düşünün ki şehrin göbeğinde tarım yaparak yaşamaya çalışan üreticiler var. Bu insanların bin bir emekle yetiştirdiği şeyler almak varken neden süpermarketten alalım ? Endüstriyel tarım bizleri  içine öyle hapsetmiş durumda ki, alışveriş yapmak için süpermarket dışında bir alternatif göremiyoruz. Süpermarketler yüzünden ölen yerel üreticimizi göremiyoruz. Ölen biyoçeşitliliği ve büyük şirketler yüzünden yok olan verimli tarım arazilerimizi göremiyoruz.

Yedikule Bostanları

Bu yüzden ufacık da olsa bir tepki ya da destek için Beykoz’daki köylüden, Yedikule’deki üreticiden alışveriş yapın.:) Sürdürülebilirlik için yerel üreticiye ve ekolojik ürünlere ihtiyacımız var.

 İlkim Ecem Emre

 

Gezmeyi seven biri işte....

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...