Gezi Tüyoları

Yurt Dışı Tüyoları

Yurt dışı seyahatlerinizde başınıza gelebilecek çeşitli dolandırıcılıklardan herhangi birine maruz kalmak tatilinizi zehir edebilir. Özellikle yankesicilik birçok Avrupa ülkesinde yaygındır ve genellikle turistler  asıl hedefleridir. Bu uyanık yankesicilerin görünümü iyi giyimli iş adamları gibi de olabilir; tabi ki paranoyak bir şekilde tatili geçirmemek lazım ama belirli önlemlerin alınması talihsiz olayların önüne geçmede oldukça etkilidir.

Daima paranızın üstünü sayarak alın

Turist akınlarının olduğu mekanlarda, özellikle hazır yemek satın alımında, işletme personelleri  herkese yetişebilmek ve hızlı olmak adına nakit olarak ödediğiniz yemeğin/eşyanın para üstünü size özensizce verebilir. Siz de o ülkenin para birimine çok alışık olmadığınız ve çalışanların eksik para vereceğine ihtimal vermediğinizden, personele teşekkür eder parayı cüzdanınıza tıkıştırırsınız. Burada yapılan en büyük hata, parayı saymadan hareket etmektir. Siz siz olun seyahate çıkmadan önce gideceğiniz ülkenin para birimlerine biraz çalışın ve harcamalarınızda para üstünü alırken sayın.

Unutmayın ki para üstünü aldığınız an eksik var ise itiraz etmeniz çok önemli; aksi takdirde mekan işletmesi böyle bir yanlışlığın olabileceğini inkar edip, sizin kendilerine para koparmak adına iftira attığınızı düşünebilir.

İtiş-Kakış bir kalabalığın içindeyken birisi üzerinize yanlışlıkla(!) ketçap ve ya dondurma mı döktü? Sakın herhangi bir şekilde lekeye müdahale ettirmeden o insanı sorun değil gibisinden geçiştirin. Neden mi? Çünkü karşınızdaki insan sizden yüzlerce kere özür dileyecektir ve eğilip üzerinizi silmeye çalışacaktır: Dikkat! Siz o kadar hareket ediyorken arkadan elini cebinize atan yabancının farkına bile varamayacaksınız… O karambolde cüzdanınız gitmiş, haberiniz olmayacaktır.

Dikkat bebek geliyor!

“Bu da ne demek şimdi?” dediğinizi duyar gibiyim. Şahsen benim duyduğum en saçma kapkaç çeşidi ancak gülmeyin, çünkü başınıza gelmeyeceğinin garantisi yok. Olay şu şekilde gerçekleşiyor: Birisi gelip sizin kucağınıza doğru küçük bir bebek fırlatıyor, haliyle siz de düşmesin diye onu yakalayıp tutuyorsunuz, bir bakmışsınız cepler bomboooş…

Talep etmediğiniz yardımlara HAYIR!

İstemediğiniz halde size yardımcı olmaya çalışan yerellere kibarca teşekkür etmek ve işinizi kendinizin halletmesi en uygun davranış bence. Belki art niyetsiz bir şekilde size yardımcı olmak istiyor ancak iyiyle kötüyü ayırmak oldukça güç. Özellikle ATM’den para çekme durumunda beliren bu insanlar size ATM kullanımı konusunda yardımcı olmayı vaad edip pin kodunuzu öğreniyorlar. Sonrasında sizi takip edip cüzdanınızı ele geçirebilir, kartlarınızla dilediğince alışveriş yapabilir bu tip hırsızımız.

Diğer bir tavsiyem ise, mümkün olduğunca açık olan bankaların ATM’lerinden faydalanmanız. Kartınızın makine içine kaçması durumunda anında geri almanız mümkün. Ancak diğer türlü kötü niyetli insanların tuzağına düşebilirsiniz. Onlar, bankamatiğe kaçan kartları çeşitli mekanizmalarla ellerine geçirebiliryorlar. Unutmayın pin kodunuzu görmemiş olsalar bile, internet üzerinden kartın üzerinde yer alan bilgilerle rahatça harcama yapabiliyorsunuz.

Biletlerinizi kendiniz alın

Paris’te seyahat eden arkadaşlarımın başına gelen talihsiz olayda da olduğu gibi siz bilet gişesinde ve ya makinesinde kuyruğa girmiş beklerken size elinde hali hazırda bulunan biletleri pazarlamaya kalkacaktır. Siz satın aldığınız biletlere normal bedelini ödediğinizi düşünedurun, indiğiniz durakta polisler bilet kontrolü yaptığında bu işin foyası meydana çıkıyor. Durum şu ki; dolandırıcı size daha ucuz olan çocuk biletlerinden satmıştır ki yetişkin biletleri ile aralarında hemen hemen fark yok gibi. Dolandırıcının çok bi karı olmasa da sizin baya bir zararınız olacaktır. Bir yetişkin olarak, biletsiz veya çocuk biletleriyle yakalanmanın cezasını(azımsanamıcak bir meblağ) anında polisler sizden temin ediyorlar; kaçışınız yok.

Dolandıran flörtten uzak durun

Ayaküstü tanıştığınız bir yabancıyla flört etmek aklınızın ucundan geçmese iyi olurdu. Ama yok ben illa bir macera yaşamak, güzel anılar biriktirmek istiyorum derseniz, evet anılar biriktiriyorsunuz ama güzel mi değil mi ona sizin tutumunuz karar veriyor.

Senaryo aynen şu şekilde gerçekleşiyor: çok etkileyici bir insan ile tanışıyorsunuz, o da sizden etkileniyor(!) ve sizi çeşitli eğlence mekanlarına çağırabiliyor. Orada yiyorsunuz, içiyorsunuz, danstı, eğlenceydi derken hesap geliyor; tabiki soğuk terler akıyor sizden. Ödeyemeyeceğinizi anlayınca karşı tarafın oyunu ile tanışıyorsunuz. Çünkü ödemeyeceğinizi anlayan mekanın, yani dolandırıcı mafyaları gelip sizi korkutuyorlar, tehtid ediyorlar. Tabi siz bir şekilde ödüyorsunuz. Belki de bir bardak su içecek paranız dahi kalmıyor cebinizde.

Eğer siz de uyanık olup ta daha önceden bilmediğiniz girmediğiniz mekanlarda bulunmamaya özen gösterirseniz bu durumun önüne geçmiş olursunuz. Siz davet edin, bildiğiniz güvenilir bir mekana. Zaten karşı taraf niyeti bozmuşsa zaten sizin davet ettiğiniz yere gelmeyecek, ortadan kaybolacaktır.

Sahte polisleri sadece selamlayın

Seyahat esnasında giderken sizi yolda durduran polisler çantalarınızı kontrol etmek istediğinde tabiki de kabul etmiyoruz. Eğer onlara güvenip te çantalarınızı verirseniz muhtemelen cüzdanınızdaki eksikliği bir sonraki alışverişinizde fark edeceksiniz.

Altın’a yatırım yapmanın zamanı değil!

Yanınızda duran masum görünüşlü insan yerde duran bir yüzüğü alıp yüzük sizin mi diye sorduğunda hayır der iseniz eğer, yüzüğü daha yakından inceliyormuş gibi yapıp onun altın olduğunu belirttiği an, uyanmanız gereken andır. Yüzüğün altın olduğunu söyleyen ve size çok uygun bir fiyata satabileceğini söyleyen bu adama tabiki kanmıyoruz değil mi?

El yapımı bileklik tuzağına düşmeyin

Yanınıza yaklaşan seyyar bileklikçi, sizin bileğinizde bir deneme gösterip gösteremeyeceğini soracaktır. Bazı yerlerde bu bilezikçiler çok ısrarcı davranabiliyor ve usanıp “tamam hadi yap!” diyebiliyoruz. Diyelim kabul ettik, bileklik yapıldı; satıcı, o kadar sıkı yaptı ki düğüm açılmıyor ve siz bu bilekliği almak zorunda kalıyorsunuz, fiyat konusunda da pek itiraz hakkınız bulunmuyor malesef. Eğer böyle bir bileklik istiyorsanız, ilk olarak fiyatta anlaşın ve sonra yaptırın; eğer istemiyorsanız, tüm ısrarlarına rağmen reddetmenizi tavsiye ederim.

Siz yine de fotograflarını çekmenizi isteyen insanları kibarca reddedin

Bu da ne demek oluyor diye düşünebilirsiniz ancak turist psikolojisinde olduğunuzdan ötürü ayakta uyutulabilme potansiyeliniz oldukça yüksek. Bu olay da şöyle gerçekleşiyor: Turist dolu ve manzaralı mekanlarda biri gelip sizden kendisinin fotografını çekmenizi ister. Size uzanan kamerayı reddedemeyip fotografını çekmeye çalışırsınız, ama o da ne? Size verilen kamera bozuktur. Sahibine durumu belirtip makineyi eline doğru uzatırken “sahip” kamerayı adam akıllı tutmayıp sizin düşürdüğünürü iddaa eder. Haliyle siz de tamir bedelini ödemeyi kabul edersiniz.

Yukarıda geçen kamera örneğinin yerini telefon, ipad gibi teknolojik diğer cihazlar da alabilir.

Bizdeki uyanık taksicilerden heryerde var…

En çok karşılaşılan durumlardan biri ise bindiğiniz taksinin sizi uzun ve gereksiz yollardan götürüp, fazla ücret talep etmesidir. Hele ki seyahat ederken, pek aşina olmadığınız bir şehirde kandırılma ihtimaliniz daha yüksek. Nacizane önerim, gideceğiniz yerleri belirledikten sonra yoldan geçen yerel bir vatandaşa bulunduğunuz noktadan destinasyonun tahminen ne kadar tutacağını sorun. Böylece taksiye binmeden önce de taksiciye sorup, fiyatın uygunluğuna göre o taksiyi kullanırsınız.

Taksiye binmeden önce taksiciden aldığınız tahmini ücret üzerinden pazarlık yapıp durumu leyhinize de çevirebilirsiniz.

Ecenur Doğan

Gezmeyi seven biri işte....

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...