Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Karadağ Notları: #SvetiStefan

Sabah kahvaltımı kaldığım evin köşesindeki fırından aldığım börek ve bademli çörek ile yaptım. 3-4 Euro’ya karnınızı rahatlıkla doyurabilirsiniz. Sveti Stefan Budva’ya çok yakın. Kahvaltımın ardından otobüs terminaline giderek Sveti Stefan’a giden minibüslerden birine biniyorum. Bunun için yine bilet almanız gerekiyor. Çok kolay ve hızlı. Şehirde taksi olayı anladığım kadarıyla çok gelişmemiş ya da bana denk gelmedi. Herkes otobüs ya da minibüs kullanıyor. Avrupa’da alıştığımız raylı sistem bulunmuyor. Yarım saatlik yolculuktan sonra Sveti Stefan’a varıyorum. Minibüs beni yolun üzerinde indiriyor. Sveti Stefan, o hep fotoğraflarda gördüğümüz ikonoik adasıyla, beni aşağıda bekliyor. Yavaş adımlarla yokuşlardan ve evlerin aralarındaki merdivenlerden aşağı doğru iniyorum.

img_9767
Sveti Stefan 

Sveti Stefan sandığımdan daha lüks bir köy. İkonik Sveti Stefan adası 19. Yüzyıla kadar 400 kişinin yaşadığı bir yerleşim alanıymış. Balıkçılıkla geçinen halk, Tito döneminde karaya taşınmış ve ada dünya üzerindeki en özel tatil alanlarından bir tanesi haline gelmiş. Karadağ Sırbistan’dan ayrıldıktan sonra ise ada ünlü oteller zinciri Aman Resorts’a kiralanmış. O yüzden burayı gezmeniz mümkün olmayabilir (ben gezemedim).

Adanın sol tarafında halk plajı sağ tarafında ise otele ait plaj bulunmakta. Eğer bu plaja girmek isterseniz ücreti 80 Euro. Halk plajında semsiye ve şezlong kiralamak isterseniz bunun fiyatı da 30 Euro. Eğer uzun kalmayacaksanız ve yalnız seyahat ediyorsanız en güzeli benim gibi kumlara havlu atmak sanırım. Sveti Stefan’ın o akıllara kazınan görüntüsüne karşı yüzmek gerçekten çok keyifli. Deniz taşlı ve beklediğimden daha sıcak. Koyu mavi rengi insanın aklını başından alıyor.

Öğlen yemeğinde sokaktaki bir kadından aldığım börek, mısır ve taze ahududu yiyorum. Börek yine efsane. Daha sonra yürüyüşe çıkıyorum. Doğa mükemmel. Uzaktan yağmur bulutları yaklaşıyor. Sezon sonu olduğu için ortalık tenha. Böyle doğa manzaraları beni hep çok etkilemiştir. İnsan her şeyden uzaklaşıyor. Bu paha biçilmez terapi için doğa anaya teşekkür ediyorum.

Dönüş yolu için vasıta bulmam lazım. Yaklaşık 5-6 saatim burada geçti. Yukarıya, yola doğru çıkarak otobüs taksi ne bulursam durdurmaya niyetliyim. Neyse ki bekleyişim uzun sürmüyor, ilk otobüse atlayarak Budva merkeze geri dönüyorum.

img_9855
Karadordeva

Akşam yemeği için bir çok blogda okuduğum ve lokal lezzetler sunan Kuzina isimli restauranta gideceğim. Budva’nın sahil kısmından uzak sade bir lokanta burası. Bugüne kadar içtiğim en iyi tavuk çorbasının ardından Sırp mutfağının belki de en bilinen yemeği Karadordeva Steak yiyorum. Ağır yemeklerden hoşlanmayanlara kesinlikle önermiyorum. Bana çok lezzetli geldi o ayrı. İçi kaymakla doldurulmuş rulo domuz etini paneleyerek yağda kızartıyorlar. Ne kadar ağır olduğunu siz düşünün! Yemeğin yanında ev yapımı şarap tercih ediyorum. Ev yapımı şarapları neredeyse her restaurantta bulabilirsiniz. Şarap konusunda çok hassas değilseniz gayet içilebilir.

 

 

Yemekten sonra sahile doğru yürüdüm. Barlar saat 10 gibi müzikleri yükseltmeye başlıyorlar. Zaten sezon olmadığı için tüm barlar açık değilmiş. Ancak sahilde, marinanın hemen yanında yanyana 3-4 adet açıkhava ‘diskosu’ var. Kendinizi Bodrum ya da Marmaris’te hissedebilirsiniz. Geceyi keşfetmek için fazla yorgunum. Yarın sabah Kotor’a doğru yola çıkacağım!

Gökhan Kocamaz

https://gokhankocamaz.net

Gezmeyi ve keşfetmeyi seven birkaç arkadaş bir araya geldik sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz. Bekleyin bizi; gezip gezip yazacağız...

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...