Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#İsrail Gezisi – Part 1

Çok uzun zamandır istediğim bir geziydi Kudüs – Tel Aviv. Hatta en çok nereyi görmek istiyorsun sorusuna verdiğim yegane cevap Kudüs’tü. Bir türlü zaman bulamadım desem yalan söylemiş olurum. Bu seyahatin biraz cesaret işi olduğunu itiraf etmeliyim. Daha doğrusu İsrail’in Türkiye’de yarattığı algı elle tutulamayan bir toplum baskısı yaratmış gibi. ‘Tatile İsrail’e mi? Saçmalama! Çok güvensiz, Türklere çok kötü davranıyorlarmış, terör var vs.’ Ancak hiçbir konuda başkasını dinlemediğim gibi bu konuda da kendi bildiğimi yaptım ve 18 Mayıs 2016 tarihinde İstanbul’dan Tel Aviv’e uçmak için Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan uçağa bindim.

Çocukluğumdan beri hem okuduklarımla hem de çevremin katkısıyla Musevi kültürüne hep yakın ve meraklıydım. Dini günlerinden tutun da yemek alışkanlıklarına kadar bir çok konuda bilgili olduğumu söyleyebilirim. Ayrıca dinler tarihine ve Ortadoğu’ya olan ilgim de sanırım İsrail’e gitme isteğimi kamçıladı. Bildiğiniz gibi Kudüs semavi (3 büyükler için diyelim) dinler için kutsal sayılıyor. Bazı kaynaklara göre hem bu dünya’da hem ahirette bulunan tek şehir Kudüs. Deneyimlerimi yazının ilerleyen bölümlerinde paylaşacağım. Umarım İsrail’e seyahat etmek isteyenler için de faydalı olur. Burada İsrail’in tarihi ve kültürü ile ilgili uzun uzun bilgi vermekten kaçındım ki bu zaten bir blog sayfası için çok imkan dahilinde değil. Özellikle Kudüs ile ilgili binlerce sayfa yazılabilir.  Ben direkt olarak yaşadığım deneyimi anlatmak istedim.

Normalde tur şirketleriyle hareket etmeme rağmen bu sefer ETS tur ile seyahate çıktım. Sanırım bilmediğiniz ve korkulan(!) bir ülke olunca tur şirketi ile gitmek mantıklı gözüküyor. Yine de ETS’nin uçak ve otel dışında hiçbir şeye yaramadığını söylemem lazım. Kendiniz ayarlayın daha iyi. Booking.com’dan ya da Airbnb’den otel/apartman rezervasyonu yapabilirsiniz. Atlas Jet ve Türk Hava Yolları neredeyse her gün Tel Aviv’e uçuyor. Küçük bir ülke olduğu için araba kiralayabilir ya da toplu taşıma ile gayet rahat seyahat edebilirsiniz. Araba kiralayacaksanız nerelere girip giremeyeceğinizi iyi öğrenin. İç sınırlar ve kontrol noktaları bulunuyor, canınız sıkılmasın.

Vize

İsrail yeşil pasaporta vize uygulanmıyor. Hususi (bordo) pasaportunuz varsa vize almak durumundasınız. İsrail Vizesi için Levent’te bulunan konsolosluğa başvurabilirsiniz. Vizeniz 5 gün içinde hazır. Vizeyi genelde 3 ay veriyorlar ancak tek girişlik. Buna dikkat edin. Bir kere BAE’de başıma gelmişti. Vizenin tek girişlik olduğunu gözden kaçırdığım için ikinci gidişimde baya bir sorun yaşamıştım :)

MUAZZAM BİR DENEYİM:  KUDÜS

Sabah 07.20 uçağı ile Istanbul Sabiha Gökçen’den Tel Aviv Ben Gurion Havaalanı’na doğru yola çıktım. 1 saat 50 dakika süren uçuşun ardından nihayet artık Tel Aviv’deyim. Aslında biraz gerginim çünkü Ben Gurion Havaalanı dünya üzerinde en iyi korunan havaalanlarından biri – belki de en iyisi. Bu yüzden uçaktan indiğimde her yerde silahlı askerlerin falan olduğunu hayal ediyorum. Türkiye’de duyduklarıma bakarsak pasaporttan da çok zor geçeceğim. Hatta beni bir odaya götürüp büyük ihtimalle saatlerce sorgulayacaklar. Bunlara gayet hazırlıklıyım ve adım adım körüğe doğru ilerleyip uçaktan çıkıyorum. Ortalıkta hayal ettiğim gibi öyle ağır silahlı askerler falan yok. Gayet güzel hanım asker ve polisler var. Ayrıca havaalanı çok şık, küçük ve insanın içini açıyor. Pasaport sırasında az önce uğradığım hayal kırıklığına(!) uğramayacağımı düşünüyorum. Kesin beni sorgulayacaklar. Neden geldim, kimim, nerde kalıcam, ajan mıyım, terörist miyim? Pasaportumu verdiğim kadın polise selam veriyorum. Güler yüzüyle seyahat amacınız ne diyor. Turizm diyorum. Pasaportumu geri verirken iyi eğlenceler diyor. Şaşkınlığım yüzümü germiş durumda. Gayet nazik karşılandım ve pasaporttan da 15 dakika içersinden geçtim. Bugune kadar rastladığım en nazik pasaport polisiydi desem inanır mısınız?!

Not: Tur ekibinden bir beyefendiyi benim hayal ettiğim gibi sorgulamaya almışlar. Yaklaşık 1 saat bir odada tutarak çeşitli sorular sormuşlar. Sebebini bilemem tabi ama eminim mantıklı bir açıklaması vardır. Zaten çok emin olduğum bir şey daha var, özellikle vize alacaklar için, Türkiye’den vize alırken sizinle ilgili her türlü araştırmayı detaylı bir şekilde yaptiklarindan eminim. Vizeyi aldıysanız tedirgin olacak hiçbir şeyiniz yok bence.

KUDÜS’e DOĞRU

Havaalanında ETS turun sağladığı otobüse bindim. Başımızda bir yerel bir de Türk rehberimiz var. Zaten çok şey okuyup araştırdığım ve yanımda da notlarım olduğu için rehberlere çok ihtiyaç duymadığımı belirtmem lazım. İlk durağımız olan Kudüs’e doğru yola çıktık. İlginçtir ki yeşillikler içinden geçerek ilerliyoruz. İlginçtir diyorum çünkü İsrail’in geneline çöl iklimi hakim. Damla Sulama Tekniğini geliştiren  İsrailliler ülkeyi yeşertmeyi başarmışlar doğrusu. Yaklaşık 1 saat 10 dakika kadar süren yolculuk sonunda Kudüs‘teyim. Dünya’nın belkide en ilginç şehri. Üç büyük din için ortak değeri. Bir kısmı İsrail bir kısmı Filistin olsa da tüm güvenlik İsrail güçlerinin sorumluluğunda. Tarihi milattan önce 2600’lere dayanan, onlarca kez kuşatılmış, onlarca kez yıkılıp yeniden yapılmış ve muhtemelen dünya üzerinden göğe en çok dua yükselen şehir. Şehre girdiğiniz andan itibaren o ruhani havayı hissedebiliyorsunuz. Eski Kudüs (Kudüs olarak bahsedeceğim) surların içinde ve temelde 4 ana bölgeden oluşuyor. Müslüman Mahallesi, Yahudi Mahallesi, Ermeni Mahallesi ve Hristiyan Mahallesi olarak ayırabiliriz. Her yer yürüme mesafesinde. Kudüs’ün tarihini mekanlarını gezdiğim yerlerin geçmişini anlatmaya kalksam daha önce de söylediğim gibi sayfalar yetmez. O yüzden çeşitli kaynaklardan araştırmanızı tavsiye ederim. Ben Simon Sebag Montefiore’nin Jerusalem – The Biography kitabını tercih ettim.

Kudüsteki ilk durağım Zeytin Tepesi (Zeytindağı).  Birçok kutsal metinde geçen bu yer dinler için kutsal sayılıyor. İslam’a göre Sırat Köprüsü’nün bir ayağı Zeytindağı’nda olacak. Musevilere göre ise mesih buraya gelecek. Hristiyanlar ise Hz. İsa’nın kendisine peygamberliğin geldiği yerin Zeytindağı olduğuna inanıyorlar. Muazzam bir manzara var. Tüm Kudüs’e buradan hakim olabilirsiniz. Fotoğraf çekmek için güzel bir hava olmadığı için maalesef çekemedim. Hem havadaki toz hem de güneşin ters açısı fotoğrafçıları biraz zorlayabilir. Zeytindağı’nın Kudüs’ün doğusunda kaldığını düşünürsek, en iyi fotoğrafların gün doğumuyla beraber çekilebileceğini söyleyebilirim.

İkinci durak Mescid-i Aksa. Aslında Mescid-i Aksa bir bölgenin adı. Burada Al Aksa Camii, şu meşhur Kubbetu’s Sahra Mescidi ve Kıble Mescidi bulunuyor. Bu arada Mescid-i Aksa’nın alt tarafında kalan bir duvar da  Yahudilerin kutsal ‘Ağlama Duvarı’. Aslında eski tapınağın orijinal duvarı olan bu yerden daha sonra bahsedeceğim. Aksa’ye geri dönersek, öncelikle bu kutsal mekanların olduğu surları içine bir güvenlikten geçerek giriyoruz. Ben ekibin en önündeyim ve güvenliğe geldiğimde İsrail askeri bana nereli olduğumu soruyor. Türk olduğu söyleyince içeri almak istemiyor. Çünkü Müslümanlar için ayrı bir kapı varmış ve ordan girmemiz gerekiyormuş. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz Türksen Müslümansın. Dünya’nın algıladığı bu. Lokal rehberimizin çabalarıyla güvenlikten geçiyoruz ve tahta bir iskeleden yürümeye başlıyoruz. Hemen altımızda ağlama duvarı var. İskeleyi bitirince bir avluya geliyoruz. Burada Müslüman olup olmadığımızı soruyorlar biz de Müslüman olduğumuzu söylüyoruz. Bunu soranlar, sanıyorum, oradaki işgüzar Araplar.

gazalı2Neyse ki sonunda avludayız. Hemen sağımda Al Aksa Camii, solumda ise Kubbetu’s Sahra Mescidi altın renkli kubbesiyle duruyor. Beş adımda Al Aksa Caminin kapısına giriyorum ve o sırada yine Araplarla karşılaşıyorum. Nereli olduğumu soruyorlar. Türk olduğumu söyleyince bıraktılar da içeri girdim. Gruptan bazılarına dua okuttular bu arada. Müslüman değilseniz kesinlikegiremiyorsunuz. Şunu söylemem gerekiyor ki çok kabalar. Kadınlara karşı daha kabalar.  Kardeşimin bir tutam saçı ortusunun kenarından çıktı diye üstüne bir grup kadın çullandı resmen. Uyarmak yok direkt elle müdahale. Ayrıca gruptan bir beyefendinin şortu olduğu için avluya girerken kendisine  50 şekele örtü sattılar, cami kapısında ise bu örtünün kabul edilemeyeceğini söylediler. Al Aksa Camii şaşırtıcı derecede temiz ve kadınlarla erkekler aynı yerde namaz kılıyorlar.

4Aksa’dan çıkıp Kubbetu’s Sahra’ya doğru ilerliyorum. Yapının göz kamaştırıcı bir görüntüsü var. Kubbesi kızgın Kudüs güneşinin altında adeta yanıyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan yapının üzerindeki çiniler ise ayrı bir güzel. Uzun uzun izliyorum.  Bu arada bir çok insan Kubbetu’s Sahra ile Al Aksa Camii’nin karıştırıyor. Sanırım bunda basının etkisi büyük. İçeri girerken bu sefer Türk olduğuma inanmıyorlar ve pasaport soruyorlar. Pasaportumu gösterip giriyorum. İçeride bir tadilat var. Bu sefer kadın erkek ayrı yerlerde dua ediyorlar. Ayrıca sağda solda uyuyan bir sürü insan gözüme çarpıyor. Kubbetu’s Sahra Müslümanlar için çok büyük önem taşıyor. İçeride bulunan ve havada durduğuna inanılan ‘Muallak Taşı’ Hz. Muhammedin Miraca yükseldiği yer olarak kabul ediliyor. Müslümanlar özellikle mescidi bu taşın üzerine inşa etmişler. Muallak Taşı Yahudiler için de kutsal. Mesih Dünya’ya geldiğinde insanları bu taşın üzerinden çağıracakmış.

Mescid-i Aksa ziyaretimizin ardından hemen karşı tarafta bulunan büyük kemerli kapılardan birinden çıkarak mekanı terk ediyoruz. Her bir kapıda silahlı İsrail askerleri bekliyor. Bunlar açıkçası bana korku yerine güven verdi. Sonuçta bizim güvenliğimiz için oradalar. Sadece bizim değil Arapların güvenliğini de onlar sağlıyorlar. Nadir de olsa aşırı sağcı Yahudilerin Müslümanlara saldırdığı zamanlar oluyormuş. Tabii Müslümanlar da Yahudilere. Beklediğimden daha az bile asker var!

5Sıradaki durağımız Hristiyanlar için kutsal sayılan Çile Yolu (Via Dolorosa) ve Kutsal Kabir Kilisesi. Çile Yolu Hz. İsa’nın sırtında çarmıhı taşıdığı yer. Aslında bazı kaynaklar bunun çarmıh değil Filistin askısı tarzında büyük bir tahta olduğunu söylüyorlar. Hristiyanlar bu yolu yürüyerek hacı oluyorlarmış. Ben de bu yolu yürümeye başlıyorum. Yolun üzerinde çeşitli duraklar var. Bu duraklar da kutsal sayılıyor ve her bir durakta ufak şapeller bulunuyor. Mesela dördüncü durakta Hz. İsa’nın annesi Meryem’in İsa’nın kanlı yüzünü sildiğine inanılıyormuş. Çile Yolu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Yol boyunca sağlı sollu hediyelik eşya satanlar yolunuzu kesebiliyor. Buradakiler Arap esnaf. Kutsal bir mekandan ziyade sanki İstanbul’da Kapalı Çarşı’nın dar bir sokağında yürüyormuş gibi hissediyorum. Tam bir curcuna. Önünüze atlayan esnafa sesine, yüksek sesle dua edenlerin sesi karışıyor. Fotograf çekmeye çalışan Japonlar, koşuşturan çocuklar, daracık sokaktan geçmeye çalışan motorlar… sonunda Kutsal Kabir Kilisesi’ne ulaşıyorum.

6

Kutsal Kabir Kilisesi (Yeniden Diriliş Kilisesi) Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yer üzerine inşa edilmiş bir yapı. Mütevazi kapısından içeri gidirğimde Hz. İsa’nın çarmıhtan alındaıktan sonra yatırıldığı taş beni karşılıyor. İçerisinin çok kalabalık olduğunu söylememe sanırım gerek yok. İnsanlar taşın üzerine eğilip öpüyorlar, kimisi de ağlıyor. Kilise kompleks bir yapı. Tamamını gezemezseniz üzülmeyin. İçeride bir çok şapel bulunuyor. En önemli görülmesi gerekenler İsa’nın çarmıha gerildiği yer, yatırıldığı taş ve defnedildiğine inanıldığı yer. Mekan bazı yerlerde klastrofobik bir hal alabiliyor aklınızda olsun. İçeri girerken kimse size Hristiyan mısınız diye sormuyor. Kilise herkese açık.

Kilise ziyaretinin bitmesiyle akşam da oldu. Otelimize gitme zamanı. Yeni Kudüs’te bulunan otelimiz Kudüs’e (Eski Kudüs) yürüme mesafesinde ve çok merkezi. Gayet butik ve temiz bir otel. Buradan inceleyebilirsiniz.

aqOtele yerleştikten sonra Yeni Kudüs’ü keşfetmek için tekrar dışarı çıkıyorum. Aslında gelmenden birkaç restaurant bakmıştım ancak bir de resepsiyona ve yerel rehberimize de sormak istedim. Ayrıca Eski Kudüs’e de gitmek ve gece de orayı görmek istiyorum. Güvenli olup olmadığını sorduğum zaman ise Yahudi Mahallesi’nin güvenli olduğunu söylediler. Otelden çıkıp Zion Meydanı’na doğru yürüdüm ardından Yafo Caddesi’ni takip ederek Eski Kudüs’e doğru yol almaya başladım. Sokaklar çok canlı. Şehir gerçekten yaşıyor. Geleneksel kıyafetleriyle Ortadoks Yahudiler bir oraya bir buraya koşuşturuyorlar. Neredeyse tüm cafe ve restaurantlar dolu. Ayrıca belli ki laik bir kesim de var. Civarda bir çok ünlü mağaza ve Avrupai restaurantlar mevcut. Çok acıkmadığımdan dolayı Eski Küdüs’e doğru devam ediyorum. Surlar ışıklandırılmış, çok güzel görünüyorlar. Ortalık da gayet kalabalık. Yalnız hava akşamları çok soğuk oluyor. O gündüz sıcağı yerini sert rüzgara bırakıyor. Yanınıza muhakkak uzun kollu kalın bir şeyler alın. Ziyaretimden önce Kudüs’ü bilenler eski şehrin içinde kaybolmamam konusunda beni uyarmışlardı. Sanırım en güzeli kaybolmak. Rehberin dediğini hatırlayarak Yafo Kapısı’ndan girip sağa dönüyorum. Sol taraf Müslüman mahallesine gidiyormuş ve güvenli olmayabilirmiş. Amacım ‘Ağlama Duvarı’nı görmek. Aslında ikinci günün planında bu ziyaret var ancak merakım sabrımın önüne geçiyor. Dar sokaklarda yürürken tüm duvarlara dokunuyorum. Sanırım Ermeni Mahallesi’ndeyim çünkü kocaman bir Ermenistan bayrağı ve ‘Soykırımı Unutma’ pankartı ile karşılaşıyorum. Ermenilerin kendilerine soykırım üzerinden kimlik yaratma çabaları Dünya’nın her yerinde karşıma çıktığından burada çıkmasına da hiç şaşırmadım.

Bu arada isteseniz de kaybolmanız pek mümkün değil zira her yerde tabelalar mevcut. Western Wall tabelasını takip etmeye başladım ve bir meydana çıktım. Aslında tam bir meydan gibi de değil 4-5 tane Romalılardan kaldığını düşündüğüm sütun tam karşımda duruyor.Ne olduklarını bilmemek beni biraz üzüyor. Hemen önünde de bir pizzacı var. Amacım ilk gece falafel, humus tarzı lokal bir şeyler yemekti ancak zamanı da göz önünde bulundurarak restauranta giriyorum. Balık etli, güleryüzlü ve Amerikan aksanlı İngilizcesiyle genç bir kız beni karşılıyor. ppBurası ‘kosher’ bir restaurant. Et ürünleri yok. Sebzeli bir pizza söylüyorum. Yanına da lokal bir bira. Son dönem yediğim en iyi pizza diyebilirim!

 

Not: O acelede ve acemilikle pizzacının adını not almamışım L

 

ttYemeğin ardından yoluma devam ediyorum. Bir ara kaybolur gibi oldum ve tam sağa dönecekken bir asker yolumu kesip buranın güvenli olmadığını Ağlama Duvarı için diğer taraftan devam etmem gerektiğini söyledi ve yola güvenlik şeridi çekerek kapattı. Ben de diğer tarafa doğru devam ettim ve ‘Western Wall’ (Ağlama Duvarı, Batı Duvarı, Kotel) tabelasını gördüğümde doğru yere geldiğimi anladım. İçeri – avluya – girerken yine xray’den ve askerlerin bulunduğu güvenlikten geçiyorsunuz. Herkes gayet nazik. Kimse hangi dine mensup olduğunuzu sormuyor. Duvar da Kutsal Kabir Kilisesi gibi herkese açık. Ve sonunda Ağlama duvarı tam karşımda duruyor. Büyüleyici bir sahne. Saat 22:15 civarında olmasına rağmen duvar kalabalık. Hayır turistler yok. İnananlar dua ediyorlar. Kadınlar tarafının erkekler tarafına göre daha kalabalık olduğunu söyleyebilirim. Duvarın dibine kadar gidebiliyorsunuz. Üzerinizde çok açık bir kıyafet olmaması gerekiyor. Zaten bu da tabelalarda yazıyor. Ayrıca erkekler tarafına girerken kipa (kippot) takmanız gerekiyor. Müslümanlıktaki takke gibi düşünebilirsiniz. Kipanız yoksa üzülmeyin. Girişte ücretsiz alabilirsiniz. Duvarı daha detaylı anlatacağım. Bir 20 dakika büyülenerek izleyip otelimin yolunu tutuyorum.

wal

Bugün gördüklerim karşısında çok etkilendim. Şehir muazzam. Üç büyük dini ve mezheplerini küçücük bir kara parçası üzerinde, aynı surların içinde görmek çok ilginç. Bu şehrin dünya üzerindeki etkisi beni şaşırtıyor. Dinlerin gücünü düşündükçe Kudüs’ün gücünü daha da hissediyorum. İnsana tuhaf bir dinginlik, huzur aynı zamanda da korku veriyor.

Bir sonraki yazımda Ölüdeniz (Lut Gölü), Masada ve daha çok Kotel’den (Ağlama Duvarı) bahsedeceğim…

Gökhan Kocamaz

https://gokhankocamaz.net/

Gezmeyi ve keşfetmeyi seven birkaç arkadaş bir araya geldik sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz. Bekleyin bizi; gezip gezip yazacağız...

Leave a Comment

Comments (2)

  1. Beyrut’tan sonra gitmek istediğim yerlerden biri. Sadece vize sorununda tereddüt halindeyim. Bir çok yerde pasaporta giriş damgası vurulduğunda bir çok ülkeye giriş yapılamadığına dair. Böyle bir şey var mı ?

    tecrübe ettiniz mi ?

    1. Merhabalar,

      Pasaportlarında İsrail vizesi veya İsrail’e giriş-çıkış damgalarıyla seyahat eden yabancıların İran, Kuveyt, Libya, Lübnan, Suriye, Sudan, Suudi Arabistan ve Yemen’e girmelerine izin verilmemektedir.

      İyi günler dileriz.

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...