Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#İsrail Gezisi – Part 2

İlk gün koşuşturmacasının ardından ikinci güne çok güzel uyandım. Kudüs’te uyanmak çok farklı duygulara sebep olabiliyor. Hatta rüya görürüm diye baş ucuma kalem kağıt bile koymuştum. Uyanınca unutmamak için yazarım diye. Gökyüzüne bu kadar fazla dua yükselen bir kentte göreceğim rüya gerçek olur fantazimi de sizinle paylaşmış oldum böylece.

Otelin kahvaltısı muazzam. Kosher bir açık büfeye sahip. Bu da aslında açık büfede salam sosis vb et ürünleri bulamayaksınız demek. Çünkü et ve süt ürünleri bir arada bulundurulmuyor hatta evlerde bile farklı yerlerde saklanıp ayrı tabaklarda yeniyormuş. Ancak ilginçtir ki büfede üç çeşit balık var. Balık etinin kendiliğinden kosher olduğunu burada öğreniyorum. Bu arada Kosher, en kaba tabiriyle Yahudilerin ‘helal’i diyebilirim.

Kahvaltının ardınIMG_3688dan otobüs ile yola çıkıyoruz. Bugünün planında Ölüdeniz (Lut Gölü) ve Necef Çölü’nde bulunan Masada var.  Eğer seyahatinizi bir tur şirketiyle yapıyorsanız Ölüdeniz’i ve Masada’yı ziyaret etmek daha kolay olabilir. Kendi başınıza seyahat ediyorsanız günlük lokal tur bulup o şekilde gidebilirsiniz. Arabayla gitmenizi pek tavsiye etmiyorum zira uzun ve ıssız yollardan geçiliyor. Ayrıca belli lokasyonlarda kontrol noktaları göze çarpıyor. Bir sıkıntı olacağını sanmıyorum ancak zaman kaybetmemek adına daha garanti bir yola başvurmak iyi olacaktır.

İlk durağımız Masada. Gerçekten çok ilginç bir yer ve ilginç bir hikayeye sahip. Uzun, ıssız çöllerden geçip Masada’ya ulaşıyoruz. Burası dağın tepesinde kurulmuş olan eski bir şehir. Yukarıya yürüyerek çıkabilirsiniz ancak bu yol biraz zorlu. En kestirmesi teleferik. Yanınıza muhakkak sapka ve gozluk alın. Hatta 30 faktor güneş kremi bile sürebilirsiniz. Hava çok sıcak olmasa bile sürekli güneş altında olmak insanı bunaltıyor.

IMG_3685

Gelelim Masada’nın hikayesine. Masada ismi Metzu’dan geliyor ve İbranice ‘kale’ demek. Milattan önce 1. Yüzyılda hüküm süren bağımsız İsrail Haşmonayim Krallığını yöneten Haşmonayim hadedanlığı tarafından kurulmuş. Masada ile ilgili çeşitli kaynaklarda farklı yorumlar mevcut. Şehir bir çok farklı yönetimlerin eline geçmiş. Ben hikayeyi olabildiğince sadeleştirip merak uyandırmak istedim. Merak edenler online bir çok kaynaktan detay öğrenebilirler:

Milattan önce 66 yılında Romalılar İsrail işgaline başlıyor ve Yahudilerle Romalılar arasında ilk savaş çıkıyor. Savaş sırasında Sicarii Yahudileri Roma ordusunu Masada bölgesinde yenilgiye uğratarak Masada’ya yerleşiyorlar. Romalıların Kudüs’ü fethetmesini takiben Masada’da kuşatma altına alınıyor. Ancak Masada’da yaşayan Yahudiler kanlarının son damlasına kadar savaşmakta kararlılar ve hemen teslim olmuyorlar. 3 yılı aşkın kuşatma altında olan şehir sonunda Roma’lıl’rın suni olarak yaptıkları rampayla feth edilmenin eşiğine geliyor. Bu sırada teslim olmak istemeyen Yahudiler Romalıların eline düşmektense ölmeyi tercih ediyorlar. Aralarından seçtikleri 10 kişi, kura çekerek Masada sakinlerini bir bir öldürüyor.Aslında bu büyük bir intiharın hikayesi. 900’e yakın kişi ölüyor. Sadece 2 kadın ve 3 çocuk kurtuluyor.

IMG_3695

Masada UNESCO kültür mirası olarak koruma altında. Ayrıca tüm Yahudiler için de direnişin ve özgürlüğün sembolü diyebilirim. Tarih severler için kesinlikle görülmesi gereken bir mekan.

Masada’da geçen yaklaşık 2 saatin ardından, teleferikle aşağıya inerek aşağıda bulunan restaurantta yemek molası verdik. Hem fast food bölümü hem de açık büfesi var. Tercih sizin.

Ölüdeniz (Lut Gölü) 

Yemek molası bitti ve Ölüdenize doğru yoldayız. Ölüdeniz (Lut Gölü) yeryüzünün en alçak ve en tuzlu üçüncü gölü. Açıkçası girmek için sabırsızlanıyorum. Rotamızı göle gireceğimiz plaja doğru çevirdik. Karşı taraftan Ürdün toprakları da bize bu yolculuğumuzda eşlik ediyorlar. Göl hakikaten kristal gibi gözüküyor. Yansıma mükemmel. Fotograf için 5 dakika duruyoruz. İnanılmaz bir sessizlik kulağımı sağır ediyor.

IMG_3722

Kalia Beach Ölüdeniz’in sık uğranılan plajlarından ilki. Plaj deyince çok öyle matah bir yer beklemeyin. Giriş ücretli. Küçük bir alanda suya girebiliyorsunuz. Öyle kum vs tabii ki yok. Suya kesinlikle kafanızı sokmamanız gerekiyor. Tuz oranı %33’e yakın. Tadına bile bakmayın derim. Ben denedim 3 saat boyunca ağzımdaki acı tat gitmedi. Plaj girişinde bulunan dükkandan çamur alıp çamur banyosu yapabilirsiniz. Ayrıca dükkanda Ölüdeniz minerallerinden yapılmış bir çok kozmetik ürünü bulunuyor. Kozmetikle çok aram olmadığından kendime yemek tuzu almayı tercih ettim. Suya geri dönecek olursak, kaldırma kuvveti çok yüksek olduğundan sanki poponuzun üzerinde oturuyor gibisiniz. Eğer güzel bir açı yakarsanız harika fotograflara imza atabilirsiniz. Yüzmek neredeyse imkansız olduğundan yaptığımız şey sadece ‘çimmek’ oldu. En keyifli kısmı ise sanırım çamur banyosuydu.

IMG_3789

Ölüdenizdeki keyifli anların sonuna geldik. Kudüs’e yaklaşık 1 saat yolumuz var. Günlerden Perşembe ve Şabat öncesi. Bu da heryerin çok kalabalık olacağı anlamına geliyor.

Şabat Öncesi Kudüs

Duş alıp giyindikten sonra Kudüs sokaklarında dolaşmak için kardeşimle beraber dışarı çıkıyoruz. Ortalık inanılmaz kalabalık. Sanki herkes dışarıda. Her köşede canlı müzik yapan bir geç ya da grup var. Akşam pazarları kurulmuş. Tüm marketler, restaurantlar ve cafeler kalabalık. Hediyelik eşya almak istediğim için  turistlere yönelik dükkanlara yöneliyoruz. Kardeşimle beraber ilk girdiğimiz dükkanda etrafı incelerken konuşmalarımıza kulak misafiri olan dükkan sahibi ‘Türkçe mi konuştunuz?’ diye soruyor. Kendisi 80 yılında Istanbul’dan ayrılmış. Bir süre Birleşik Devletler’de yaşamış ve sonunda Kudüs’e yerleşmiş. Çocukları, torunları tüm ailesi Kudüsteymiş. Kısa bir sohbeti takip eden alışverişin ardından dükkandan ayrılıyoruz. Hediyelik olarak evime Menorah alıyorum.

Biraz yürüdükten sonra başka bir dükkana giriyoruz. Yine sağı solu incelerken dükkan sahibi hanımefendi ‘Türkçe mi konuşuyorsunuz?’ diye soruyor. Bu sefer şaşkınlığımı gizleyemiyorum çünkü ikide iki. Adının Daisy olduğunu öğrendiğim hanımefendi ile bu sefer koyu bir sohbete başlıyoruz. Mükemmel Türkçesiyle bizi etkiliyor. 80 yılında Türkiye’den ayrıldığını söyleyince ‘Bir dakika az önce bir dükkandaki beyefendi de 80  yılında Türkiye’den ayrılmış belki tanıyorsunuzdur’ diyorum, ‘kendisi eşim olur’ diyor. Büyük tesadüf! Hanımefendi Robert Kolej’de okumuş. Sonrasında Amerika ve İtalya’da yaşamışlar ailecek ve sonunda Kudüs’e dönmüşler. Halinden çok memnun olduğunu belirtiyor. Kardeşi Istanbuldaymış. Ayrılmak istememiş Istanbul’dan. Türkiye’nin halini takip ediyoruz diyor, içler acısı. Ben de ‘evet maalesef öyle ‘ diyorum. Buradan da hediyelik olarak ‘Hanukkah’ alıyorum. Dükkandan ayrılırken ‘Siz hangi ailedensiniz?’ diye soruyor. Kardeşim ‘Musevi değiliz’ deyince Daisy Hanım çok şaşırıyor. ‘Belki atalarınızda vardır’ diyor. Belki de vardır kim bilir…

Daisy Hanım’ın çalıştığı dükkanın Facebook sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

IMG_3817

Sokak yemekleri gittiğim her şehirde vazgeçilmezim. Daisy Hanım’ın dükkanının çaprazında da mükemmel falafel ve shawarma yapan ‘Moshiko’ bulunuyor. Lokal tadlar istiyorsanız doğru adres. Hem ucuz hem lezzetli. Ayrıca çalışanları da çok cana yakın. Öyle ki Falafel sandwichi  beklerken Türkiye muhabbeti yapıyoruz çalışan çocukla. Burada ek bilgi vermek istiyorum: Shawarma bizim dönerin neredeyse aynısı. Genelde kuzu ve hindi etinden yapılıyor. Kuzu biraz ağır gelebilir. Hindi’yi tercih edin derim.

IMG_3821Yemekten sonra otele uğrayarak elimizdekileri bırakıyoruz ve Kudüs gece hayatını keşfe çıkıyoruz. Kulağa acayip gelse de Kudüs’ün hareketli bir gece hayatı mevcut. Özellikle Shabat öncesi, Perşembe geceleri. Her zevke hitab eden barların birine girip diğerinden çıkıyoruz. Kimse kimseye karışmıyor. Kimse kimseye laf atmıyor. Herkes kendi eğlencesine bakıyor. Alkol fiyatları İstanbul’daki gibi, yani çok ucuz sayılmaz. Zaten şehir genel olarak pahalı.

 

Aklımda güzel anılarla yatağa giriyorum.

Yarın Tel Aviv’e gideceğiz.

 

Bir sonraki yazımda Tel Aviv’i anlatacağım.

 

Gökhan Kocamaz

https://gokhankocamaz.net/

Gezmeyi ve keşfetmeyi seven birkaç arkadaş bir araya geldik sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz. Bekleyin bizi; gezip gezip yazacağız...

Leave a Comment

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...