Etiket: avrupa gezisi

Gezi Notları: #Napoli

Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

Gezi Notları: #Napoli

Pompei’yi gezdikten sonra acıkmış bir halde Napoli’ye geldik. Tren istasyonundan çıktıktan sonra meşhur pizzacı Michele’e gidelim dedik, işlemi hızlandırma adına otobüslere bakınmaya başladık. Biz bakınınca etrafımızda bizden sigara, şarap parası gibi 1-2€’ya otobüs hakkında yardımcı olacağını söyleyen tipleri görmek kaçınýlmaz oldu. Tren istasyonunun çevresinde insanlara bu şekilde yaklaşanlarla çokça karşılaşabilirsiniz.

Napoli’ye gelmeden önce birçok sitede okuduğumuz burada gezerken dikkat edilmesi gerektiğiydi. Gerçekten de dikkat edilmesi gerekli. Yanımıza fazla para almadık ama aldığımız fotoğraf makinesine ve çantalarımıza gözümüz gibi baktık diyebiliriz.

Napoli gezmesi kolay bir şehir. Tren istasyonundan çıktığınızda Corso Umberto I bulvarından yürüdüğünüzde Castel Nuovo’ya kolayca geliyorsunuz. Güvenlik açısından ana caddeler dışında ara sokaklara pek girmemeye çalıştık.

Yemek ve içecek konusunda Italya’ya özgü yöresel tatları Napoli’de bulabilirsiniz. Fiyatları da Italya’nın gözde şehirlerine göre gerçekten uygun.

Pizza yiyecekseniz Da Michele‘de yemelisiniz. Siesta saatinde gelirseniz dükkan kapalı, diğer saatlerde gelirseniz de önünde sıraya girebilirsiniz. Epey kalabalık ve tercih edilen bir pizzacı. Yerel bir dükkan olarak kalmış, 1870 yılında kurulmuş. 2 çeşit pizza var. Ülkemizdeki gibi bol malzemeli düşünmeyin. Pizzanın üzerinde sadece domates sosu, peynir ve fesleğen var. Fiyatı 5€. Hamuru epey ince. Pizza önünüze geldiğinde ‘bu ne be, adamlar bu pizzayla mı meşhur olmuş’ diyorsunuz ama tadı mükemmel, özellikle de domates sosunun. Pizzacıda Türk bir çifte denk geldik. Napoli’nin ününden korktukları için ne çanta ne fotoğraf makinesi almışlar. Fotoğraflarını çekmemizi istediler, ayaküstü memleket özlemi giderdik. Da Michele’in pizzalarından gayet memnun ayrıldık ama ertesi gün ikimizde de karın ağrısı oldu. Birimiz hafif atlattık ama diğerimiz biraz zor zamanlar yaşadı.

michele
Da Michele

Napoli’ye kadar gelmişken pizza ve limencello dedikleri limon likörünü mutlaka denemelisiniz. Limoncello’yu Italya’nın birçok şehrinde denedik ama Napoli’deki yerel kafelerde aldığımız tadı hiç bir yerde bulamadık.

Napoli’de gezilecek yerler arasında ünlü Plebiscito Meydanı, San Francesco di Paola Kilisesi, Galleria Umberto I, Castel Nuovo, Palazzo Reale, Castel Saint Elmo’yu görebilirsiniz.

Castel Nuovo – Nuovo Kalesi: Bu zamanda bilgisayar oyunlarındaki gibi bir kaleyi görmek heyecanlandırdı bizi. 1282 yılında yapılmış kale bir zamanlar ana kraliyet sarayı olarak kullanılmış. Kaleye giriş ücretsiz.

Castel Nuovo
Castel Nuovo

Galleria Umberto I: Cam çatılı Galeri Umberto I pasajları 1887 yılında yapılmış. Bu alışveriş galerisinin güzel bir iç mekanı var. Galerinin içinde ortada her burcun figürünü mozaik olarak işlemişler.

Galleria Umberto I
Galleria Umberto I
Galeri
Galleria Umberto I

Plebiscito Meydaný: Trafiğe kapalı olan bu meydan Galleria Umberto I’a yakın. Meydana geldiğinizde, San Francesco di Paola Kilisesi’ni ve Kraliyet Sarayı (Palazzo Reale)’nı görürsünüz. Meydanda bazen açık hava konserleri yapılıyormuş.

 San Francesco di Paola kilisesi
San Francesco di Paola Kilisesi

Palazzo Reale – Kraliyet Sarayı: Napoli Krallığına ev sahipliği yapmış. 1600’lü yıllarda yapımına bağlanmış yıllar içinde de yenilenip geliştirilmiş.

Palazzo Reale
Palazzo Reale – Kraliyet Sarayı

Catel Saint Elmo: Şehrin panoramasını çekmek isteyenler Elmo kalesine çıkabilirler. Aynı gün Pompei’yi gezdiğimiz için Napoli’ye yarım gün ayırmak durumunda kaldık, vakit yetersizliğinden çıkamadık. Giriş ücretli, güncel bilet fiyatları için buraya bakabilirsiniz.

Napoli sokaklarında çamaşır asılan birçok balkon görürsünüz. Şehir meşhur yapılar ve meydanlar haricinde turistik olmasa da yerel lokantalar ve binalarıyla gezmeye, görülmeye değer.

napoli
Napoli sokaklarından görüntü
Napoli
Kafelerle dolu olan meydanlardan biri – Napoli

Napoli’ye geliş amaçlarımızdan biri yeme-içme kısmıydı. Diğer şehirlerin dokusundan biraz farklı Napoli, unutulmayacak izler bırakıyor.

Gezentilikle kalın.

Bu yazı için @geziverdik ekibine teşekkür ederiz.

Kaynak: Geziverdik

#Belgrad

Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Belgrad

Beograd yani bizim bildiğimiz Sırbistan ülkesinin başkenti Belgrad…

Avrupa’ya gidenler bilir neredeyse her görülen nehir Tuna Nehri’dir. Belgrad’ta ise Tuna ile Sava’nın birbirine kavuşmasını görebilirsiniz. Bizim Belgrad’a gidişimizin altında da gizli gizli bu romantizm vardı. Kesinlikle haftasonu kaçamakları için sık sık gidilebilinecek bir yer. Şehri baya sevdik. Kendince bir harmonisi, albenisi var ve diğer Avrupa şehirlerinden ayrılan bariz bir dokusu… Aşağıda detaylıca olumlu veya olumsuz yönlerinden bahsettim. İyi okumalar.

IMG_4267

Belgrad, Osmanlı’ların Avrupa’ya giriş kapısı olduğu için zamanında savaşlardan ötürü çok yıpranmış ve bu yıpranmış görüntü günümüze kadar ulaşmış. Şehre girdiğinizde çok bir tarihi yapı gözünüze çarpmayacaktır. Köprüleri bile yeni, Prag’daki Charles Bridge (Karl Köprüsü) vb. bir şey görmeyi beklemeyiniz. Dediğim gibi tarihte çok savaş gördüğü için yıkılıp duran, hırpalanan bir şehirden beklentiniz büyük olmasın. Kalemegdan Kalesi’ne çıktığınızda da çok aman aman abartılı bir kale beklemeyin. Kendince mütevazi yaralarını sarmaya çalışan bir şehir gibi hissettim.

Şehrin dışından merkezine indikçe çevremize detaylıca bakındık, acaba bu insanların geçim kaynağı tam olarak nedir diye? Sanayileşme göremedik. Finans alanında uluslararası bankaları ve bir iki büyük teknoloji firması görebildik. Akşam ise eğlence sektörünün genişliği ve kendince sektör oluşturmasıyla da turizm de büyük gelir kaynaklarındanmış diye düşündük.

Para birimi bizim kullandığımız para birimine göre değersiz olduğu için 100 euroyu bozdurduğunuzda elinize bir sürü kağıt para geçecektir. Kendinizi zengin hissedip rahatça şımarabileceksiniz. Yemekleri ve içkileri hem enfes ve kaliteli hem de gerçekten çok uygun! Gittiğimiz restaurantların hepsi güzel restaurantlardı. Öncesinde kaldığımız otelin resepsiyonundan rica edip rezervasyonlarımızı yaptırdık.

İnsanlarının çok sevimli olduğu söylenemez. Kaba Fransızlar denildiğinde ölü bir Fransız’ın kemikleri sızlar! Garsonları çokta ilgili değil, taksici amcalar alabildiğine kaba ve İngilizce bilgileri varla yok arasında. Türkçe konuşmaya çalışın daha iyi anlaşırsınız (ort. 5000 Türkçe kelime Sırpça’ya dahil olmuş!).

Ulaşım konusunda detaylıca bilgi veremeyeceğim, taksiler gerçekten ucuzdu ve kalabalık bir ekip olduğumuz için her yere taksiyle gittik bazen de yürüyerek. Havalimanından şehir merkezine otobüs mevcuttur. Havalimanından çıkarken taksiciler birliği gibi bir yerde gideceğiniz yere göre taksiciyi ayarlayan ve size fişi veren bir danışma göreceksiniz. Oradan detaylı bilgiyi alabilirsiniz.

Şehir merkezi küçük ve yürüyerek şehri keşfedebilirsiniz. Bir yuvarlak olarak düşünün en sonunda yine başladığınız yere geri dönebileceksiniz.

İlk gün uçaktan inip otIMG_4281ele yerleştikten sonra gidip bir soluklanmak, bir şeyler içmek, doya doya turistliğimizi yaşamak ve fotoğraf çekmek istediğimiz için Skadarska diye vintage caddesine gittik.

Kneza Mihaila Caddesi  üstünde bir sürü kafeler ve ilginç sanat galeri mevcuttur. Bu caddede bulunan değişik el işlerinin olduğu stantlardan kendinize ufak hediyelikler alabilirsiniz. Benim favori satıcım ise Kneza Mihaila Caddesi’nden Kalemegdan Kalesi’ne giden yolda solda kalan antika broş satan amca oldu. Yere çöküp yarım saat kendime uygun bir broş seçmeye çalıştım. Uydu motifli bir sürü broşu vardı. Hemen Rusya’ya ait  Kosmos Uydu’larının birini buldum. Kosmik evrende yaşıyoruz, kosmonun yeri ve araştırmaları bende zaten hep farklı olmuştur.

Yine Kneza Mihaila Caddesi’nde tadına doyamayacağınız Ice Box adında bir dondurmacı var. Muhakkak uğrayınız.

IMG_4287Akşam yemeği için nehir kenarında bulunan birbirinden değişik dekorasyonlara sahip restaurantlardan biri olan Ambar Restaurant’ta yemeğimizi yedik. Bir kutlama organizasyonuna katılmak için geldiğimiz Belgrad şehrinde restaurantlara daha önceden rezervasyon yaptırmıştık. Geleneksel yemekler değişik bir şekilde sunuluyor, porsiyonları küçüktü, öneri olarak çoğu yemek güzel ve lezzetliydi. Tüm menüyü tadabilme imkanı yakaladık. Kokteylilerinden de muhakkak tatmanızı öneririm.

Diğer akşam ise Zemun bölgesinde bulunan Supermarket Talas’ta bir rezervasyonumuz vardı.  Hava güzelse dışarıda oturabilirsiniz. Etleri çok lezzetliydi, porsiyonu ise baya büyüktü. İki kişi rahatça paylaşabilir. Ev yapımı şaraplarını da denemelisiniz. İçinde mini bir alışveriş yapacağınız markette bulunmaktadır.

Belgrad’ın denizi dedikleri plaj mantığıyla işletmelerin olduğu Ada Ciganlija’yı da ziyaret edebildik. Suya girme yanlısıydım ama suyun rengi çokta iç açıcı olmadığı için bolca soğuk suda duş alıp bir şeyler içip gönlümüzce dinlendik.

Ve gelelim asıl mevzuya:) Dımtıss dımtısss Gece Hayatı! Oooo laaa laaa tadında ve belki daha da ötesi… Sizde bizim gibi eğlenceye düşkünseniz burası tam sizlik. Avrupa’nın en eğlencesi bol şehri! Havuzlu partilerden tutun da underground mekanlarına oradan nehir kenarındaki canlı müziğe hemen yanında Club’e derken bir gece de çok çeşit görebilirsiniz! Uyarı gideceğiniz Club’lerin veya eğlence yerlerinin girişinde muhakkak rezervasyon soruluyor, rezervasyonsuz da girilebilir ama tüm yerlerin içi hınca hınç insan dolu. Loca veya stantların fiyatları Türkiye’ye göre zaten ucuz olduğu için rahatça eğlenmek istiyorsanız muhakkak rezervasyon yaptırmalısınız.
Daha aklımda ve sonradan öğrendiğim bir sürü yer var.  IMG_4416

Örneğin; Freestyler Belgrade Night Club’de güzel bir loca için rezervasyon muhakkak yaptırın! Hot Mess R&B gecesine katıldık, havuzlu bir Club olması vs. enteresandı ama bizi pek açmadı. Port by Community ise gerçekten eğlenceliydi, canlı Sırpça şarkılar söyleyen bir gurp eşliğinde çoştuk durduk.  Shootiranje’de ise birbirinden lezzetli ve adını bile bilmediğim shotlar içtik. Shlep adlı nehir kenarında sabah 05:00’a kadar süren Spotify’ımda favori listemdeki neredeyse tüm şarkıları çalan mekan ise kalbimde başka bir yerde… Oraya tekrar tekrar gidilir. İçinde langırt, salıncak, banklar ve çılgın DJ’yi barındıran, nezih efsane bir bar! Giriş için cüzü bir ücreti var ama çıkın çıkın gidin yerlerinden! Sizi mekandan kovasıya kadar oradan çıkmayın, güneşin doğuşunu izleyip “GÜNAYDIN BELGRAD!” deyin…

2 gece 3 gün kaldık. Gezme, yeme, içme için ort. 100-150 euro harcadık. Otelimiz için ise extra kişi başı 50 euro ödedik. Siz daha uygun konaklama bulabilirsiniz, şehre önyargılı yaklaştığımız için otel bari bilinen bir yer olsun dedik. Otelimizin ismi Hotel Srbija Garni idi. Şimdiden Belgrad seyahati planlayanlara iyi eğlenceler:)

Kahvaltı & Atıştırmalık

Akşam Yemeği

Bar & Club

İrem Akçakara

#Venlo: Minik bir şehir

Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Venlo: Minik bir şehir

Hollanda’da bir şehir olan Venlo Almanya- Hollanda sınırına yakın bir yer konumlanıyor. Bu yüzden eğer Duisburg, Düsseldorf gibi Hollanda’ya yakın yerlerden birine giderseniz gezmek için seçeneklerden biri de Hollanda’ya geçmek olabilir.

Venlo kahvesiyle meşhur bir yermiş bunu gittiğim zaman öğrendim. Kahve derken tabi ki filtre kahve :) Özellikle Almanya sınırına yakın Hollanda şehirleri Paskalya gibi tatil günlerinde büyük rağbet görüyor. Çünkü Almanya’da tatil günlerinde neredeyse her yer kapalı olduğundan dışarı çıkıp yapacak neredeyse hiçbir şey olmuyor. Ama Venlo gibi şehirler başta Almanlar olmak üzere Hollandalılar tarafından da akına uğruyor. Madem gezmeye meraklısınız niye tatil günlerinde her yeri kapatıyorsunuz diye sorası geliyor insanın içinden :) Almanya’da terk edilmiş gibi duran şehirlerin yerini sınırın hemen ötesinde insan kaynayan bir kalabalık takip ediyor :)

Ne yenir, içilir?

Venlo eski mimarinin korunduğu, küçük kafelerin, restorantların olduğu sevimli bir şehir. Burada denemenizi önereceğim şey Venlo’nun lokal birası: Lindeboom.

Ayrıca neredeyse her köşe başında bulabileceğiniz balık satan yerler var. Tabi kiloyla satın almak için değil :) Fast food gibi ayakta yenebilen balık ve yanında patates kızartması alabileceğiniz bir çok küçük dükkan ya da tezgah mevcut. Bir de sosislisi meşhurmuş buranın. Venlo’ya mı özgü yoksa Hollanda’ya mı bilemiyorum. Ama sosisli ve yanında spesyal patates dedikleri ikilinin tadına bakabilirsiniz. Patatesi kızartmasını asıl spesiyal yapan şey soğanlı bir sos. Kızartmanın üzerine ketçap ve mayonez dışında bir de bu soğanlı sostan gezdiriyorlar. Kötü gözüktüğü için denemedim ama merak ediyorsanız deneyin :)

 

İyi gezmeler !

Ecem Emre

#Maastricht: Üç meydanlı kent

Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Maastricht: Üç meydanlı kent

Maastricht Maastricht Hollanda’nın en eski şehirlerinden biri. Limburg eyaletinin başkenti aynı zamanda… Maas nehri ile ikiye bölünmüş bu şehir. Biraz gezdikten sonra Avrupa’daki şehirler birbirine benzer denir ya , aynen öyle. Evler, sokaklar, şehrin ortasından geçip şehri ikiye bölen nehir… Eğer yakın bölgedeki başka şehirleri gezmişseniz özellikle Hollanda içinde gezdiyseniz mimari benzerlikler görebilirsiniz. Ancak çok büyük bir şehir olmamasına rağmen Maastricht’le ilgili değişik özelliklerden biri şehrin 3 tane meydanının olması… Sebebini bilmiyorum ama orada gezerken yerli birinin söylediği bir bilgiydi bu… Tahmin ediyorum ki bu eski kentin farklı zamanlarda farklı kısımları önemliymiş o yüzden olsa gerek… Hala 3 meydanı birden görmek mümkün.

Maastricht şehrin sokaklarını yürüyerek keşfederek çıkarabileceğiniz güzel bir şehir. Yürüyün ve taban teperek şehri altüst edin derim. Şehri gezmek için başka bir alternatif ise turistler için şehri gezen küçük tren-otobüs karışımı araçları kullanabilirsiniz.

Konaklamak içinse önerim şehrin çok uzağında olmayan ama merkezden biraz dışında konumlanmış yüzen evler… Konaklamak için bu seçenek değişik bir deneyim olabilir. Hollandalıların suların yükselmesine çözüm olarak kullandığı yüzen evler bildiğiniz ev gibi döşenmiş ama nehrin üzerine yerleştirilmiş hareket etmeyen bir tekne gibi yapılar aslında. İçinde birkaç odası, salonu, mutfağı, banyosu her şeyiyle kompakt bir ev sanki…

 

İlkim Ecem Emre

 

#Lizbon: Bir Akdeniz seyahati

Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Lizbon: Bir Akdeniz seyahati

Bir rüya kenti, yedi tepe üzerine kurulu Lizbon. İstanbul’un Atlantik’teki ruh eşi… Nostaljik sarı tramvayı, okyanusunun esintisi, arnavut kaldırımlı taş sokaklarıyla insanı büyülemek için yaratılmış gibi… Bin bir rengi ve sıcacık havası uçaktan indiğiniz anda sarmalıyor sizi. Zamanın nasıl geçtiğini fark edemeden, anın içinde kayboluveriyorsunuz, kentin büyülü atmosferinde.

 

Bu küçük ama zarif kent, kaşifler dönemine şahitlik etmiş, 1255’ten bu yana ise Portekiz’in başkenti. Bir dönem Endülüs egemenliği altında kalmış olsa da kültürünü iyi bir şekilde muhafaza etmeyi başarmış.

Her döneme ev sahipliği yaptığını mimarisiyle gözler önüne seriyor Lizbon.  Manueline olarak adlandırılan bu mimari stil, 16. yüzyılda denizlerde fırtına gibi esen Portekiz’in, İspanyol, İtalyan ve Felemenk öğelerin etkisinde kaldığının bir göstergesi.

Continue reading “#Lizbon: Bir Akdeniz seyahati” »

#Lüksemburg: Asil bir şehirde ufak gezinti

Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Lüksemburg: Asil bir şehirde ufak gezinti

Bir şehir düşünün ki tüm asaletiyle sizi içine çeksin. Kibar insanlar, medeni sokaklar, çok güzel bir doğa, tarihle modernin birleştiği bir mimari … İşte bahsettiğim ülke Lüksemburg aynı zamanda ülke ile aynı adı taşıyan başkenti… Lüksemburg tam karma bir ülke. Fransızca, Almanca ve İngilizce’nin konuşulduğu ve aynı zamanda bunların bir karışımından oluşan Lüksemburgça isimli dile de sahip olan bir yer. Avrupa ülkelerini gezdiyseniz bir çoğunun birbirine benzediği hissiyatına elbette kapılmışsınızdır. Burada da bu his peşinizi tabi ki bırakmıyor. Ama ben Lüksemburg’ta ayrı bir asalet havasını kokladım sanki. Yine de Fransa ve Almanya arasında sıkışmış bu küçük ülkeyi görün derim.

LüksemburgLüksemburg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yenir ?
Mutfak ve kültür olarak komşusu olan Fransa ve Almanya’dan elbette farklı değil. O yüzden farklı bir yemek ya da mutfak arayışına girmek çok ilginç sonuçlar doğurmayacaktır. Şahsen ben de gittiğimde farklı bir lezzet denemedim. Waffle ve krep yemekle idare ettim.

 

Lüksemburg

Nereler gezilir ?
Bu küçük şehirde ana caddeyi gezin, tarihi binaların güzelliğinin tadını çıkarın, güleryüzlü insanlarla karşılaşın. Ana caddenin yani çarşı olarak adlandırabileceğim merkezin hemen yakınında vadi gibi bir yer var. Vadi dediysem insanın gözünde farklı bir şey canlanabilir diye düşünerekten fotoğraflarımda buranın nasıl bir yer olduğunu görebilirsiniz diye belirtmek istiyorum:)Üzerinden tarihi ve görkemli bir köprünün geçtiği, aşağı baktığınızda yemyeşilin içinde kaybolabileceğiniz bir vadi düşünün. Bu köprüyü mutlaka görün ve mümkünse üstünden yürüyün.

Çok güzel fotoğraf kareleri yakalayacağınıza eminim. Ayrıca bisiklet kiralayıp şehir içinde gezebilirsiniz.
Şehirde eminim ki çeşitli müzeler vs. de vardır ancak ben gitmediğim için bu konuda bilgi veremeyeceğim.

 

Kısa ve öz bir yazı oldu :)
İyi gezmeler !

İlkim Ecem EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...