Etiket: blogger

#Stuttgart: Başka yer, başka zaman

Gezi Notları Yurtdışı Gezileri

#Stuttgart: Başka yer, başka zaman

Planlanmış bir geziydi. Kısa ve öz. 3 gece 4 gün her şeyden uzak bir o kadar da yakın. Öncelikle belirtmek gerekir. Stuttgart gezilecek görülecek ve aa ne kadar güzel ben yine buraya gelirim denecek bir yer değil. Ama yaşanacak bir yer. Diğer bir çok Avrupa kenti gibi.

21 Mart günü Atatürk havalimanından THY’nin 11:45’te Stuttgart havalimanına giden uçağında yerimi aldım. Otel, gidilecek yerler, yenilecek yemekler, içilecek şeyler her şey belirli bir şekilde yola çıkıldı.

stuttgart14Havalimanına inildiğinde pasaport kontrolünden sonra anakapıdan çıkış yapıyorum ve 50 metre sağa doğru yürüyüp Stuttgart’ta kalacağım süre için toplu taşıma bileti alıyorum. 4 günlük gezim için 1 adet günlük bilet ( einzeltagesticket ) ve 3 günlük bilet ( 3-tage tage netz ) .  İkisine de  toplamda 33 Euro veriyorum ve sınırsız bir şekilde şehirdeki bütün toplu taşıma imkanlarından faydalanıyorum.

Almanya’da gördüğüm 3.  büyük şehir olan Stuttgart diğer kentleri aratmayacak şekilde metro ağına sahip. Havalimanından şehrin merkezinde bulunan Radisson Park’a rahat bir şekilde ulaşıyorum. Tabii S-bahn ve U-bahn aktarlamarından sonra.

Grinin hakimiyeti

Şehre hakim olan ve her yerden yansıyan renktir gri. Göğe başını kaldırdığında binaları görmemek güzel olsa da puslu ve heran yağmur yağacakmış gibi griye çalan bulutların altında vakur, kendi halinde. Taş evleri ve yemyeşil parklarıyla sessiz sakin.

Bisikletli insanlar, yürürken görebileceğiniz, parkların ve yolların sahipleri. Taş evlerin aralarında, göletlerin kenarlarında, yeşil ile girinin birleştiği bu sessiz şehirde tek kıpırtı.

Gezilecek Yerler

stuttgart15Gitmeden önce sorup araştırdığım yerlerin başında Königstraße geliyor. Üç dört kilometre uzunluğunda sağlı sollu dükkanların bulunduğu, alışveriş yapabileceğin, yemek yiyebileceğin, kahveni içebileceğin bir cadde kısaca. İstanbulda Bağdat Caddesi’ni andırıyor. Belki bir nebze daha düzenlisi. Rotebühlplatz’dan başlıyor cadde ve Schlossplatz’a oradan da Hauptbahnhof’a uzanıyor. Hayatın aktığı ve Stuttgarta dair her şeyi bulabileceğiniz yer kısaca.

Schlossplatz, şehrin ortasında bir meydan. Ardında opera binası ve yeni saray , solunda Wüttemberg Eyalet Müzesi önünde de Königstraße ile keşiştiği noktada bir alışveriş merkezini.

Banklardan birine oturup gelen geçeni seyredalarken hafif bir rüzgar eser, herkes kendi halinde bir koşuşturma içinde. Işık griye çalarken deklanşöre ardı ardına basarsın. Bisikleti ile oradan geçen birinin siluetini yakalamaktır derdin sadece .

stuttgart6Wilhelma, şehre giden için görmeden gelme denen bir yer. Biraz hayvanat bahçesi, biraz botanik park.  Beklentiyle alakalı olarak tatmin olma durumunuz değişiyor. Çok büyük bir alana kurulmuş yapıda, her coğrafyadan hayvana ev sahipliği yapıyor. Gezerken yorulabiliyor, hatta yeter artık sıkıldım diyebiliyorsunuz. Botanik bahçeleri de bitki çeşitliliği açısından belki sıradan gelebilir.

Hayvanat bahçesine ulaşım; Stadtmitte’den U14’e binip Wilhelma istasyonunda inmeniz gerekmektedir.  Giriş ücreti yetişkinler için 16 euro. 

Mercedes Museum, Stuttgart otomotiv sanayinin başkenti sayılabilecek bir kent, münih faktörünü unutmaz isek. Mercedes’in üretim sahası ve genel merkezine ev sahipliği yapan kent yine markanın mimarı açıdan ün salmış müzesi ile de adından söz ettirmektedir. ( Not: bir Alex değil ) Hauptbahnhof’tan S1’e binip Neckbarpark istasyonunda inip 500 metreye yakın bir mesafeyi yürüyerek müzeye ulaşabiliyorsunuz. 1 saati aşkın bir sürede bütün katları dolaşıyorsunuz,  Mercedes’in tarihine dair her şeyi görebiliyorsunuz. Ama neticede yorumum; o kadar yol geldim, çıkarken müzeniz batsın oldu :)

Giriş ücreti 8 euro.

Tavsiyeler;

  • Aynı gün içerisinde Wilhelma ve Mercedes Muzesini gezmeye kalkmayın. Yorgunluktan bitap düşebilirsiniz.
  • Schlossplatz’ın orada yer alan opera binası ve Oberer Schlossgarten olarak geçen gölet ve parkta birbirinden güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. (Mutlaka gidin)
  • Hans im Glück’de Heulmilchkàse mit Mehrkornbrötchen ve patates kızartması yiyin. ( Rotebühlplatz tren istasyonundan indikten sonra solda yer alan Marienstraße üzerindeki  yere gittim )
  • Maredo ya da Ochs’n Willi’de şarap içebilir, kırmızı et yiyebilirsiniz.

Başka yer Başka zaman

Stuttgart’ın belki de en güzel yeri Esslingen am Neckar. Diğer sokakları, caddeleri ,parkları bir kenara bırakıp en sona bunu saklamak, uzun uzadıya anlatmak istiyor insan.

DSC_0325

Üzüm bağları ve şarap üretimi bu küçük tarihi yerleşim için her şey.  S1 ile Stadtmitte’den Esslingen durağına gidiyorum. Trenden inip kuzeye doğru, şehre doğru yürüyorum. Almanlara ait lezzetlerden Apfelstrudel alıyorum istasyonun karşısındaki fırından. (Apfelstrudel’i unutursak kalbimiz kurusun J ) Yolumu iç güdülerimle buluyorum. Kaleye doğru gideceğim. Gördüğüm bir fotoğrafı orada bulacağım. Yürüyorum Bahnhofstraße’de. Hava da kararsız, biraz açıyor, mükemmel bir ışık, bir kapatıyor hafif yağmur. Ama zerre geri adım yok bende. Gidilecek.

Solumda üzüm bağları dağlara sıralanmış. Önümde Marktplatz. Meydan sessiz. Karşımda iki restaurant var, biri diğerine göre daha kalabalık, insanlar kendi halinde.

Binaların arasından geçip Obere Beutau’dan kaleye doğru tırmanıyorum. Daracık, arnavut kaldırımı döşeli sokaklar. Güneş tekrar yüzünü gösteriyor. Sırtımda çantam, üzerimde montum, boyunluğum. Terletiyor tırmandıkça sokağı. Arada durup fotoğraflıyorum bu naif sokağı ve ardımda kalan şehri.

DSC_0301

Yol sağa doğru kıvrılıyor , yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra kalenin girişine varıyorum. Esslingen şehri ayaklarının altında artık. Surlar ve geniş bir meydanı ile Esslinger Burg. Girişte yemek yiyebileceğiniz ve biranızı içebileceğiniz güzel, hoş bir restaurant.
Meydanı geçiyorum, surlara tırmanacağım merdivenleri ve üzüm bağlarına açılan büyükçe bir kapıyı görüyorum. Öncesinde genişçe basamaklar kapının, birer birer iniyorum.  
Kapıdan geçiyorum, üzüm bağları; gittiğim zaman hasat zamanına daha çok vakit olduğu için bağlar bomboştu, önümde daracık bir yol ve bağları yoldan ayıran bir duvar. Sur kapısından geçen yol  Marktplatz’ın olduğu yola çıkıyor. Önümde şehrin büyük yapıları. Geri dönüyorum surlara bakıyorum. Bir kaç fotoğraf, her fotoğraf arasında durup kapıya bakmak. Yavaş yavaş geldiğim yoldan yürüyorum, kapıdan geçiyorum. Güneş yakıyor.  Sola doğru dönüp surlara çıkan merdivenlere varıyorum. Yenilenen trabzanlardan birinin önünde duruyorum, defterimi çıkartıyorum ve not alıyorum. “Hayat kısa, kuşlar uçuyor”  22.03.2016 Esslingen / Stuttgart.

Rüzgarın ıslığı Ennio Morricone’nin hüzünlü Gabriel’s Oboe’si gibi kulağımda, kardeşini öldüren Mendoz’a gibi, ebedi çilesini çekmeye, basit ve de acı dolu yaşamı seçmesi gibi.  Güneş tepemde, önümde üzüm bağları ve şehre inen taşlı yol. Kilisenin çanları çalıyor, on beş defa. Şehre bakıyorum, yabancısı olduğum ama bir o kadar sıcak bulduğum. Her sokağında bir iz belki de.

Gittiğim, gördüğüm yerler hep bir şeyler katmıştır bana. Senin hikayen de böyle olsa gerek. Sensiz ama bir o kadar sen barındıran hikayende. Başka yer başka bir zamanda buluşmak üzere.

beklebizi ekip

Galata Roof’ta Blogger Gecesi #geziko

Etkinlik Haberleri Mekan

Galata Roof’ta Blogger Gecesi #geziko

Geçtiğimiz günlerde Geziko sitesinde “Türkiye’nin İlham Dolu Seyahat Blogları Listesi” yayımlandı. Listede sitemiz de yer aldı ve 27 Haziran’daki #Geziko TalkandTravel gecesine davet edildik. Haliyle gitmemek olmaz dedik ve web sitemiz adına katılacağımı bildirdim.

Serin bir havada güzel bir ortamda gerçekleşen yemek için organizasyon sahibi #geziko Galata’da bulunan Galata Roof isimli mekanı seçmişti. Oldukça başarılı bir tercihti aslında. Manzarasına söylenecek bir kelime yoktu gerçekten de. Bir tarafta asırlık Galata Kulesi diğer tarafta tarihi yarımada ve Topkapı Sarayı , bir diğer tarafta da kız kulesi ve Üsküdar sahili…

Türkiye’deki önde gelen seyahat blogu sahiplerinin aynı masada oturup birlikte deneyimlerini paylaştığı, yeni yerlere dair planlarını anlattıkları gece benim adıma oldukça eğlenceli , bir o kadar da eğitici oldu. Bir araya gelmemizi sağlayan Geziko web sitesine bu anlamda teşekkür etmek gerekir. Yine fotoğraf sanatçısı Dilan Bozyel‘in fotoğraf macerası üzerine yaptığı minik sunum da ilgi çekiciydi oldukça. Sonrasında başlayan yemek ve jazz konseri de gecenin eksiksiz geçmesi için yeterliydi.

Kimler vardı peki bu gecede?

Gezmeninsonuyok ile Seyhan Ahen, Sarenesse, Azgezmiş ile Hakkı Ceylan, Fatih Yollarda ile  Fatih Kibar, Yoldaki İzler ile Fatih Yıldız, Gezgin Çift, GezentiGurmeAnne , beklebizi.com ile Caner Ulupınar, Gezmelerdeyim ile Kenan Yıldırım, Gezivia.com, yildirimozan.com ile Ozan Yıldırım, Gezecegiz.com, Cokgezenadam.com, gidipgormeli.com ve kesfetsene.com geceye katılan blogerlardan sadece bir kaçıydı!

 

Caner Ulupınar 

 

#Bumerang Deneyim Günleri: Çırağan Sarayı Kempinski’de “Tuğra Trüf” Yapımı Etkinliği

Alternatif Etkinlik Haberleri Mekan

#Bumerang Deneyim Günleri: Çırağan Sarayı Kempinski’de “Tuğra Trüf” Yapımı Etkinliği

Herkese Merhaba,

2013’ün son gününü geçen hafta Beklebizi.com ekibi adına katıldığım etkinlik yazısı ile sonlandırıyorum:) 2014 diğer yaşadığımız tüm yıllardan daha enerji dolu ve iyisi olsun!

İlk öncelikle Bumerang ekibinden Ahmet Erten ile Hilal Meriç‘e kocaman teşekkürlerimi iletiyorum. Etkinlik ve yemek kısacası tüm organizasyon oldukça çok başarılıydı. Tabi bu organizasyonu taçlandıran Çırağan Sarayı Kempinski İstanbula ve Charlie’s Angels dediğim üç güzel kadına, Cansu Baş, Çiler İlhan, Lara Otru, teşekkür ederim!

IMG_9908_Fotor

 

 

Kesinlikle şunu net söyleyebilirim ki herkes çok samimi, ilgili ve mütevaziydi. CPKempinski gerçekten işinde uzman ve eğitimli personellerle çalışıyor. Oradan memnunsuz ayrılmak imkansız:) Gazebo Lounge‘ta denilen saatte tüm bloggerlar ve Bumerang ekibi ile buluşuldu. Oldukça hoş ve geleneksel bir sunumla gelen #gününkahvesi içildi.

Picture 001_Fotor

 

 

IMG_9870_Fotor

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha sonra Çiler Hanım’ın anlatımıyla ufak bir ‘Çırağan Sarayı Turu‘ gerçekleştirdik. Gerçekten herkesin görmesi gereken bir yer. (Umarım bir gün yemek yemek veya herhangi bir organizasyon için yolunuz düşer.)

 

Çırağan Palace Kempinski Istanbul Pastane Şefi ve Çikolata Üstadı William McCarrrick ile baklava atölyesinde ‘Tuğra Retaurant & Lounge’ın tüm tadımlardan tam not alan yeni imza çikolatası ‘Tuğra Trüf’ yapımı Worskshop’una sıra geldi. Bizler heyecanla William McCarrick ile tanışmayı beklerken meğer o bizden daha heyecanlı çıktı, kapıda hoş bir karşılamayla birlikte yetenekli ekibiyle hemen işe koyulmaya başladı.

1505564_734148066604326_624971259_n

Şapkalar, eldivenler takılsın ve önlükler bağlansın:) Sıra geldi en güzel şeye ‘Çikolata’…

Kesinlikle mutluluk… Kokusu bile tadını almaya yetiyor. Şefimiz William çok espirili, öğretmeye açık, yardımcı, neşeli ve sıcakkanlı biriydi. Ekibi de, İsmail, Zeynep, Ayşe ve Feride, çok yetenekli ve yardımseverlerdi. Onlar sayesinde çok güzel ‘Tuğra Trüf’ yapmasını öğrendik.

 

 

 

 

1475886_623686411024214_899240154_n_Fotor

 

‘Tuğra Trüf’; CPKempinski’nin içinde bulunan ‘Tuğra Restaurant & Lounge’ için yapılmış özel bir trüf tarifidir ve ağızda hoş  ve gizemli bir tat bırakıyor. Özel ‘Tuğra Trüf’ün reçetesini William McCarrick bizlerle paylaşmayı ihmal etmedi, aşağıda bende sizin için yazdım:) Şimdiden deneyenlere afiyet olsun diyorum.

Workshop aşırı güzel geçti. Eee tabi işin içinde çikolata olunca aksi düşünülemezdi. Cansu Hanım, Çiler Hanım ve Lara Hanım güzel anlarımızı fotoğraflamak için tüm engelleri aştılar:)

Workshop’un sonunda William McCarrick tarafından sertifikalarımızı aldık ve beraber çok hoş fotoğraflar çektirip William McCarrick ve ekibiyle vedalaştık.

 

 

WMalzemeler (10 Trüf için):

  • 400 gram bitter çikolata
  • 50 gram yoğun krema
  • Bir tutam, tarçın, kakule, toz zencefil ve toz karanfil
  • 2 adet kuru kayısı

Tarif:

  1. 200 gram bitter çikolata eritilir.
  2. 50 gram yoğun krema içerisine dökülür.
  3. İyi bir şekilde karıştığından emin olana kadar karıştırmaya devam edilir.
  4. Ardından bir tutam tarçın, kakule, toz zencefil ve karanfil eklenir.
  5. Karışım soğuması için dolapta 3 saat bekletilir.
  6. Küçük çay kaşığı yardımı ile avuç içerisine küçük lokmalık toplar alınır ve rulo yapılır.
  7. iki adet kuru kayısı küp halinde doğranır ve her bir top içerisine yerleştirilir.
  8. Çikolata topları sertleşinceye kadar dolapta 2 saat daha bekletilir.
  9. İlave olarak 200 gr bitter çikolata daha eritilir.
  10. Eritilmiş çikolataya her bir çikolata topu teker teker batırılır.
  11. Çikolataya batırma işlemi bir kez daha yapılır.
  12. Daha sonra trüfler içi tarçın dolu derin kaseye hızlıca bırakılır.
  13. İstediğiniz miktarda çikolatayı zevkinize göre servis edebilirsiniz!

 

İrem AKÇAKARA

 

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...