Etiket: istanbul gezilecek yerler

Gezi Notları: #Kulindağ

Gezi Notları Türkiye Gezileri

Gezi Notları: #Kulindağ

Yanıbaşımızda, İstanbul’un betonarme, çarpışık yapılaşması ve 20 milyona varan nufusundan uzakta, bir o kadar da yakında bir yer olarak tanımlayabilirim sanırım konumunu Kulindağ’ın. İstanbul’un hala bakir kalmış, müteahitlerinin ve havuzcularının başka yerleri darmadağın etmekten fırsat bulamadıkları yeşili, doğası , toprağı burası.

Saatlerce yol almak istemeyen insanlara çölde vaha, bazen hayal olduğunu bilemeyeceğimiz kadar gerçek. Harika bir romandan uyarlanmış, gerçekliği inanılmaz diyebileceğimiz bir Sanchez’in Çocukları’nı  Hollywood güneş gözlükleriyle sinemaya aktarılması tadında bir hayat süren bizler için güzel bir haftasonu rüyası.

Dağ yamacına sıralanmış odalar ve restaurant ile İstanbul’dan kaçan her kesimden insana hitap ediyor Kulindağ.  Haftasonları oldukça kalabalık,  müdavimleri mevcut diyebiliriz. Herkesin sıkça dile getirdiği lezzetli ve göz doyuran kahvaltı, yemek menüleri var. Yemekler konusunda söylenecebilecek şey şu ki gerçekten de porsiyonlar çok büyük, lezzetli ve fiyatları da son derece makul.

Restaurant içinde bulunan kuzine tüm mekanı oldukça güzel ısıtıyor. Odalarda ısınma biraz sıkıntılı maalesef, kaloriferler pek yeterli olmuyor. Aslında böyle bir doğanın içinde odalarda neden şömine yok diye sordurtan cinsten.

Yazının bu kısmına kadar bir çok popüler gezi blogunda görebileceğiniz  git gör beğenmediysen de beğendim ve yazdım anlayışını gördünüz. Aslında  burayı ballandıra ballandıra anlatmak, beklentiyi bir hayli yukarı çıkarmak ve haftasonunda şehirden uzaklaşmak isteyen, binaların arasında sıkışmış dar bir hayat süren sizlere kaçıp kurtulacak bir mekan olarak anlatmak isterdim. İşin aslı pek öyle değil maalesef.

Fazlaca çalışıp, azca dinlenme vakti olan bizlerin haftada 1-2 günü var ve o sürede de İstanbul gibi kozmopolitik şehirlerden kaçarken büyük vakit harcıyoruz. Gittiğimiz yerlerde de turist edasıyla, bir an önce yiyeyim, içeyim ve ne görülecekse göreyim, sonra da evime barkıma döneyim, eşime dostuma da bir güzel haftasonu maceramı anlatayım havalarındayız.

Kulindağ’a haftasonu için giden İstanbul’lu, iki günün o sıkışıklığı içerisinde alelacele bir şeyleri denemeye çalışır ve çabaladığı oranda da zevk ve keyif alır. Zaman, para ve emek verdiği o iki gün içinde bunun karşılığı bekler, beklenti yaratır, beklentinin karşılığı olmayan şeyleri de acımasızca eleştirir.

Kıssadan hisse Kulindağ konusunda beklenti içinde olmayın, gidin ve yaşadığınız anın tadını çıkarmaya çalışın J

Sevgilerimle,

Yol: Kavacık’tan Polonezköy – Riva yoluna doğru giderken sıkça mahkemelere ve haberlere konu olmuş Acarkent sitesini geçiyorsunuz ve Riva yönünde Sevketpaşa yönünde yol alıyorsunuz. Kulindağ’da Şevketpaşa köyünün hemen bitiminde tali bir yoldan ulaşılan ahşap binalarıyla şirin bir konaklama tesisi.  Yaklaşık 20 dakika sürmekte yol.

Konaklama: 5 adet bungalow tarzı odadan oluşan bir kompleks. Odalar doğalgaz ile ısınmaktadır. Ancak odalar çok iyi ısınıyor diyemeyiz. Odalar genel olarak temiz, ancak ahşap yapılar olduğu için rutubet kokusunu hissedebiliyorsunuz. Banyolar daha iyi hale getirilebilir.

Yemekler:  Söylenecek iki kelime ‘lezzetli’ ve ‘doyurucu’. Haftasonu kahvaltısı kişi başı 70 TL.  (Divan Kalamış’ta açık büfe kahvaltı 80 TL iken bu fiyat fazla olarak değerlendirebiliriz)

Artılar – Eksiler: Yemekler ve kahvaltı mekanın artı hanesine yazılabilir. Yemyeşil doğası ve İstanbul’dan uzak ancak bir o kadar da yakın olması yine artı hanesine bir çentik.

Verilen otel hizmetini vasat olarak nitelendirebiliriz. Odaların rutubet kokması, ısıtmasının yeterli olmaması ve banyoların içinize tam olarak sinmemesi mekanın eksi hanesine büyük büyük yazılacak maddeler.

Not: İçki ruhsatı yok mekanın, bu sebeple yemeklerinizin yanına maalesef bira, şarap ikram edemiyorlar. Ama yanınızda getirmenize de karışmıyorlar, odanızda içebilirsiniz dilediğiniz gibi.

Mekanda kredi kartı geçiyor. Haftasonu kahvaltısı için gitmek isterseniz rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

 

#İstanbul: Kuzeye yolculuk

Gezi Notları Türkiye Gezileri

#İstanbul: Kuzeye yolculuk

İstanbul'un kuzeyine yolculukİstanbul’un metropol halinden kurtulmak, gerçekten bir nefes alabilmek için gidilebilecek şehrin içinde ama aynı zamanda içinde olmayan, şimdilik insan elinin az değdiği doğanın içine atın kendinizi. Güneşli bir İstanbul gününde gezmek için güzel bir rota önereceğim bu yazımda. Azıcık nefes alabilmek için …

Eğer arabanız varsa, arabaya atlayıp Beykoz tarafına doğru yol alın . Ordan ver elini sırasıyla Yoros Kalesi, Anadolu Feneri, Poyrazköy ve Anadolu Kavağı. Arabasız da gidebilirsiniz tabi ki ama hepsine aynı gün içinde gitmek arabayla daha kolay olabilir. Arabasız gidecekler için önerim bütün bu sahil güzergahı üzerinde çalışan Anadolu Hisarı’ndan Feneri’ne kadar giden hatta civardaki köyleri de dolanan otobüs hatları var. Onlardan birini kullanarak da ulaşım sağlayabilirsiniz.

İstanbul'un kuzeyine yolculukGezinize Yoros Kalesi’nden başlayabilirsiniz. Yoros Kalesi İstanbul Boğazı’nın çıkışında yer alan, Cenevizli’lerden kalma bir kale…Eskiden içine de girmek mümkündü ancak artık girilmiyormuş; o yüzden sahip olduğu o güzel manzarayı kalenin iç kısmından görmek mümkün değil. Kale tarihi ve konumu sebebiyle epey önemli bir mekan. Baya da turist çekiyor anlaşılan. Çünkü ben gittiğimde çok fazla sayıda yabancı turist vardı.Kalenin şu anda manzarasını bozan tek bir şey var ki o da 3. köprünün yapımı… Kesilen binlerce ağaç, kurak alan tepeler ve köprünün yeni dikilmiş ayakları bu yemyeşil ve masmavinin buluştuğu noktayı abes bir manzarayla tanıştırmış. Bu manzarayı ilk gördüğümde sonsuzluğa açılırmışçasına duran Marmara Denizi açıkları şimdi köprü inşaatıyla işgal edilmiş sanki. Eğer bu tarihi kaleyi görmediyseniz 3. köprünün yapımı bitmeden görün derim. Turistlerin bu güzelim doğanın içindeki köprü inşaatına nasıl şaşkınlıkla baktığını görünce siz de bir o kadar üzülecekseniz. En azından bana öyle oldu.

İstanbul'un kuzeyine yolculukYoros Kalesi’nin ardından Anadolu Feneri’ne gidebilirsiniz. Fenerde tam da deniz fenerinin dibinde oturup mavinin tadını çıkarabilir, köyün içinde gezinebilirsiniz. Ayrıca Fener’in hemen yanındaki Kaptan Restoran’da balık yiyip keyif sürebilirsiniz. Sessiz sakin ve fiyatları da epey uygun olan bu lokanta salaş ve bakir bir yer arayanlar için ideal.

Poyrazköy de bu rota üzerinden ziyaret edebileceğiniz yerlerden biri… Balıkçıların ve balık lokantalarının sayısı burada çok fazla. Bir balıkçı kasabası olan bu yerde tabi ki balık yiyin derim. Buradaki lokantalar fiyat olarak pek ucuz sayılmaz ama taze taze balık yemek isterseniz, deneyin. Ayrıca köyün içini gezebilir orada da yerel halkın yaptığı gözleme,bazlama veya kahvaltı tarzı şeyler yiyebilirisiniz.

 

İstanbul'un kuzeyine yolculukAnadolu Kavağı da aynı rota üzerindeki güzel mekanlardan biri. Burası herhalde saydığım yerler arasında en fazla turistik olanı. Gerçekten turist sayısı çok fazla kavakta. Hediyelik eşya satan yerleri, waffle dükkanları, yabancı dillerdeki yiyecek menüleri ile karşılaşınca zaten bunu anlıyorsunuz. :) Burası yine bahsettiğim yerler arasında en kolay ulaşım sağlayabileceğiniz yer sanırım. Direk olarak Anadolu Kavağı’na gelmek isterseniz Kabataş’tan kalkan ve Boğaz’da gezinerek Anadolu Kavağı’na kadar gelen tekneler var. Bunlar motor diye tabir ettiğimiz deniz taşıtlarından… Arabasız ya da otobüssüz buraya direk olarak denizden ulaşmak da mümkün yani. Buraya gelirseniz eğer tabi ki yine balık yemenizi öneririm. Bu civarlarda balıkçılık en yaygın meslek olduğu için deniz ürünleri yemeden dönmek olmaz. Fiyatlara ve menülere bakarak bütçenize uygun bir yer seçmeniz mümkün. “Buyrun, buyrun”cu abiler lokantaların kapısında sizi karşılayarak menüdekilerin yarısını bir çırpıda söyleyiveriyor zaten.

Yemyeşil ve masmavinin buluştuğu daha nice yerler görmek dileğiyle…

İyi gezmeler !

İlkim Ecem EMRE

error: Upps Yanlış Yerdesiniz...